Buyuk Selcuklu Devleti
Kirman Selcuklulari
Anadolu Selcuklulari
Irak Selcuklulari
Erbil Atabeylikleri
Sam Atabeyligi
Musul Atabeyligi
Azerbaycan Atabeyligi
Fars Atabeyligi
Tugrul Bey
Berk Yaruk
Alparslan
Malazgirt  Muharebesi
Selcuklu Medeniyeti
Selcuklunun Yikilisi
Cengiz Han

ANADOLU SELÇUKLU DEVLETi

Anadolu Selçuklu Devleti, 1071 Malazgirt zaferini takip eden bir kaç yýl içinde büyük bir Türk nüfusunun Anadolu'ya yerleþmesiyle kurulmuþtur.

Daha Ýran'da Selçuklu Devleti kurulmadan Anadolu'ya 1016 yýlýnda baþlayan ve 1040 yýlýna kadar devam eden Türk akýnlarý bir keþif hareketinden ibaretti.

Devletin kurulmasýndan Malazgirt zaferine kadar süren otuz yýllýk gaza ve savaþlar, Anadolu'da Bizans mukavemetini kýrmak ve burada yeni bir vatan kurmak bakýmýndan büyük bir önem taþýmaktadýr.

Türk ve dünya tarihinin önemli dönüm noktalarýndan biri olan 26 Aðustos 1071 Malazgirt zaferi, Türklere Anadolu'nun kapýsýný kesin olarak açýyordu.

Sultan Melikþah, amcasý Kavurd'un isyanýný bastýrdýktan sonra Anadolu'nun fethine daha fazla önem vererek büyük Türkmen beylerini bu fetih hareketiyle görevlendirdi. Bu sýrada taht kavgalarý sebebiyle zayýflamýþ olan Bizans Ýmparatorluðu Türk akýnlarýna fazla mukavemet edecek durumda deðildi.

Nitekim Artuk Bey kumandasýndaki Türk ordusu bugünkü Ýzmit yakýnlarýnda Bizans birliklerini aðýr bir yenilgiye uðrattý. Ýþte bu sýralarda Türkiye Selçuklu Devleti'nin kurucusu Kutalmýþoðlu Süleyman Þah'ý Anadolu'da görmekteyiz.

Ýlk zamanlar Sultan Melikþah'a muhalif bir tavýr takýnan, fakat halifenin araya girmesiyle nihayet Anadolu'nun fethine memur edilmiþ olan Kutalmýþoðullarý, Melikþah'tan fethedecekleri ülkelerin emirlik fermanýný da almýþlardý. 1074 yýlýndan itibaren Süleyman Þah'ýn Anadolu'da faaliyetleri tespit edilebilir.

Ayný yýl Antakya ve Halep'i kuþatan Süleyman Þah, Suriye meliki Atsýz ile ihtilafa düþmüþ ve bunun üzerine Orta Anadolu'ya yönelerek 1077 yýlýnda Konya'yý zaptetmiþtir.

Bundan sonra Bizans'taki taht kavgalarýna müdahale imkanýný bulan ve bu sayede fazla zorlukla karþýlaþmadan bir çok þehir ve kaleyi ele geçiren Süleyman Þah 1078'de Ýznik'i fethederek merkezini oraya nakletti. Böylece Türkiye Selçuklu Devleti'nin temelleri atýlmýþ oluyordu.

Öte yandan Malazgirt zaferini müteakip Türklerin Anadolu'ya girmelerinin Hýristiyanlýk bakýmýndan neticelerini hassasiyetle kavrayan Papa VII. Gregorius 9 Temmuz 1073 tarihinde Bizans imparatoruna yazdýðý bir mektupta Ortodoks ve Katolik kiliselerinin anlaþmasý zamanýnýn geldiðini bildiriyor ve imparatorun müsait davranmasý üzerine bütün Hýristiyanlara hitaben 2 Þubat ve 1 Mart 1074 tarihli meþhur mektuplarýný neþrediyordu.

Buna göre, Gregorius, Haçlý Seferleri'nin ilk alarmý sayýlan bu davetinde Türklerin tehlikeli ilerleyiþini açýkladýktan ve Müslümanlarýn Hýristiyanlarý "koyun gibi boðazladýklarýný" þiddetli bir dille iddia ettikten sonra din kardeþlerini kurtarmak üzere, Türklere karþý Bizans Ýmparatorluðu'nun yardýmýna koþmak lüzumunu ilan ediyordu. Ancak bu alarm, Papa ile Roma-Germen imparatoru IV. Henri arasýndaki anlaþmazlýk yüzünden o sýrada bir tesir meydana getirememiþtir.

Süleyman Þah fetihlerine devam ederek kýsa zamanda Bizans aleyhine hudutlarý oldukça geniþletti. 1080 yýlýnda Ýznik'i Türklerden geri almak gayesiyle adý geçen þehir önlerine gelmiþ olan Bizans ordusunu aðýr bir maðlubiyete uðrattýktan sonra Üsküdar'a kadar ilerleyen Süleyman Þah, burada kurduðu gümrük daireleri ile Boðaz'dan geçen gemilerden gümrük vergisi almaya baþladý.

Fakat Aleksios I. Komnenos'un Bizans tahtýna geçmesinden sonra durum Bizans lehine geliþmeðe baþladý. Türk birlikleri yavaþ yavaþ geri çekilmek zorunda kalýyorlardý. Fakat Aleksios'un Balkanlar'da durumu hiç de iyi deðildi. Ýmparator Balkanlar'daki Peçenek ve Norman tehlikesi karþýsýnda bu sýrada Kilikya cephesinde olan Süleyman Þah'a müracaat ederek vergi karþýlýðýnda barýþ istedi. Doðu ve güney cephesinde meþgul bulunan Süleyman Þah, Aleksios'un bu teklifini kabul etti.

Yapýlan anlaþmaya göre iki devlet arasýnda, Kocaeli yarýmadasýndaki Drakon çayý hudut olacak ve ayný zamanda Türkler Bizans imparatoruna yardým edeceklerdi (1082). Batý hududundan emin olan Süleyman Þah, Anadolu'da ayrý noktalar halinde kalan Bizans kalelerini zabta baþladý. Tarsus, Adana, Misis, Anazarva (Ayn-ý Zarba) ile Kilikya'nýn bazý þehirlerini ele geçirmiþ ve Malatya'yý haraca baðlamýþtýr.

Anadolu'nun Türkler tarafýndan fethi sýrasýnda Doðu Anadolu'da bulunan Ermeniler batýya çekilerek Kilikya ve Urfa taraflarýnda yeni yeni siyasi teþekküller kurmaya baþlamýþlardý. Bunlardan birisi de Antakya'ya hakim olan Ermeni Philaretos idi. Ancak Philateros, hiç bir kimse tarafýndan sevilmemiþ, kendi yurttaþlarýnýn aðýr suçlamalarýna ve oðlunun bile hýyanetine hedef olmuþtu.

Nitekim oðlu Barsam, hapisten kaçarak Ýznik'e gitti ve Süleyman Þah'ý Antakya'nýn fethine teþvik etti. Süleyman Þah yeter miktarda kuvvetle, kimseye sezdirmemek için yalnýz geceleri ilerleyerek 12 günde Antakya'ya geldi ve tespit edilen noktalardan þehre girerek, halkýnýn da desteði ile kolaylýkla þehri ele geçirdi (1084 Aralýk).

Süleyman Þah'ýn el-Cezire ve Suriye'nin kilit noktasý durumundaki Antakya müstahkem þehrini zaptetmesi Suriye meliki Tutuþ ile aralarýnýn açýlmasýna sebep oldu ve Süleyman Þah'ýn Nisan 1086 tarihinde Halep'i kuþatmasý iki Selçuklu þehzadesini savaþa götürdü. Ayn-ý Seylem mevkiinde yapýlan savaþta ordusu daðýlan Süleyman Þah maðlup oldu ve hayatýný kaybetti (4 Haziran 1086). Sultan Melikþah'a baðlý olan Süleyman Þah, on yýl gibi kýsa zamanda Anadolu'nun büyük bir kýsmýný fethetmiþ ve burada yeni bir Türk devletinin temellerinin atmýþtý.

Yaptýðý fetihler Ýslam aleminde büyük bir sevinç yaratmýþ, Abbasi halifesi ona sancak ve hilat göndermiþ ve "Nasýr'üd-Devle Ebu'l-Fevaris" lakabýný vermiþti. Süleyman Þah, Müslüman olmayan ülkelerde fetih yaptýðýndan dolayý Gazi unvanýný da almýþtý.

Süleyman Þah'ýn ölümünden sonra Ýznik'te vekil býrakmýþ olduðu Ebu'l-Kasým, yeni kurulmakta olan Türkiye Selçuklu Devleti’nin daðýlmasýný önlediði gibi Bizans'a karþý baþarýlý akýnlar yapmýþtýr.

Fakat Emir Porsuk'un Ýznik üzerine yürümesi ve Ýmparator Aleksios Komnenos'un Porsuk'a karþý bir ittifak teklif etmesi üzerine Ebu'l-Kasým Ýstanbul'a giderek Bizans ile anlaþma yapmak mecburiyetinde kaldý. Porsuk Ýznik'i kuþattý ise de Bizans imparatorunun yardýmcý kuvvetler göndermesi üzerine kuþatmayý kaldýrdý.

Emir Porsuk üç ay devam eden kuþatma esnasýnda þehri ele geçiremeyince Sultan Melikþah onu geri çaðýrarak yerine Urfa emiri Bozan'ý tayin etti. Bozan Ýznik'i kuþattý ve etrafa akýnlar yapmaya baþladý.

Vaziyetin nezaketi dolayýsýyla Ebu'l-Kasým, Aleksios Komnenos'tan yardým istedi. Çevirdiði entrikalarla Türkleri birbirine düþürmeðe gayret sarf eden Aleksios bunu bir fýrsat bilerek Ebu'l-Kasým'ýn yardým isteklerini cevapsýz býraktý.

Artýk kurtuluþ ümidi kalmayan Ebu'l-Kasým, Sultan Melikþah'tan af dilemek için Ýsfahan'a gitti. Burada da yüz bulamayýnca tekrar Anadolu'ya dönmek zorunda kaldý ve yakalanarak Emir Bozan tarafýndan öldürüldü.

Onun yerine geçen kardeþi Ebu'l-Gazi devleti ayakta tutmasýný bildi. Sultan Melikþah'ýn ölümüyle oðullarý arasýnda saltanat kavgalarý baþlayýnca Süleyman Þah'ýn oðlu Kýlýç Arslan, Horasan'dan gelerek Ýznik'te Türkiye Selçuklu Devleti'nin ikinci hükümdarý sýfatýyla (1093) baþlarýnda tahta oturdu.

I. Kýlýç Arslan

Sultan I. Kýlýç Arslan Ýznik'te Selçuklu tahtýna geçtiði sýrada Anadolu'nun muhtelif yerlerinde Saltuk, Daniþmend, Mengücükoðullarý ve Ýzmir'de Çaka Bey müstakil hükümdar gibi hareket ediyorlardý. Dolayýsýyla Anadolu Türk birliðinden söz edilemezdi.

Ýzmir'i devletine merkez yapan Çaka Bey, Adalar denizinde meydana getirdiði ilk Türk donanmasý ile bir çok zaferler kazandýktan sonra Balkanlar'daki Peçenek Türkeleri ile ittifak yaparak Bizans imparatorunu ortadan kaldýrmak tasavvurunda idi. Kýlýç Arslan bu kudretli Türk beyi ile münasebete giriþmiþ ve onun kýzýyla evlenmiþti. Anadolu sultaný sýfatýyla kendisine tabi olmasý gereken Çaka'nýn bu derece kuvvetlenmesi Selçuklu sultanýný endiþelendiriyordu.

Kýlýç Arslan ile Çaka arasýndaki durumdan maharetle faydalanmasýný bilen Bizans imparatoru, çeþitli entrikalarla Kýlýç Arslan'ý onun aleyhine tahrik etti ve ittifak yapmayý baþardý. Nihayet iki hükümdar müþtereken Çaka'ya karþý harekete geçtiler. Ýkisine karþý koyamayacaðýný farkeden Çaka, Kýlýç Arslan'ýn yanýna gitti. Kýlýç Arslan onu görünüþte iyi bir þekilde karþýladý, fakat tertiplenen ziyafette daha önce hazýrlanan plan gereðince idam ettirdi (1094).

Çaka'nýn ortadan kaldýrýlmasý ve Bizans imparatoru ile anlaþma yapýlmasýyla batý hudutlarýný emniyete alan Sultan Kýlýç Arslan, doðuya yönelerek Ermeni Gabriel'in elinde bulunan Malatya'yý kuþattý. Kuþatma devam ederken Haçlý ordularýnýn Anadolu'ya doðru ilerlemekte olduklarýný haber alýnca muhasarayý kaldýrmak zorunda kaldý (1096).

Anadolu'nun ve arkasýndan da Filistin ve bilhassa Kudüs'ün Selçuklular tarafýndan fethi, Bizans imparatorlarýnýn papalar nezdindeki teþebbüsleri, yavaþ yavaþ Avrupa'da Müslümanlara karþý bir hareketin baþlamasýna sebep oldu. Bilhassa Aleksios Komnenos'un 1091 yýlýnda Papa II. Urbain'e müracaat ederek yardým istemesi ve onun da çalýþmalarý neticesinde o zamana kadar tarihin en büyük askerî harekâtý olan Haçlý Seferleri baþlamýþtýr.

1095 yýlýnda Papa II. Urbanus, Kudüs'ü kurtarýlmasý için bir konferans düzenlemiþ, bütün Hýristiyanlara savaþ için çaðrý yapmýþ ve gerçekten onlarý etkilemiþti. Haçlý ordusunun ilk toplanma yeri Fransa oldu. Sonra bu ordu Almanya'da toplananlarla birleþti. Macaristan'da ve Balkanlar'da toplananlar da yolda onlara katýldý.

Bunlarýn manevi liderleri ayný zamanda rehberleri iki keþiþ idi. Bizans kapýlarýna dayandýklarý zaman onlarýn bir çoðu çapulcu alayýndan baþka bir þey olmadýðýný gören imparator, kurtarýcý olmaktan ziyade batýrýcý, yaðmalayýcý olacaklarýný anlayarak korktu. Hiç bekletmeden, Boðazdan Anadolu yakasýna geçmelerini saðladý. Pierre L'ermit idaresindeki çapulcu Haçlý grubu Ýzmit yakýnlarýnda Kýlýç Arslan'ýn kardeþi Davud tarafýndan imha edildiler. Fakat kýsa bir süre sonra kontlarýn, düklerin ve þövalyelerin idaresindeki muntazam Haçlý birlikleri gelince Türkler geri çekilmek zorunda kaldýlar.

Haçlýlar Anadolu Selçuklu devletinin merkezi Ýznik'i kuþattýlar. Kuþatma devam ederken Kýlýç Arslan yetiþti, ancak sayý ve techizat bakýmýndan çok üstün olan Haçlý kuvvetleri karþýsýnda, düþmana aðýr kayýplar verdirmesine raðmen kuþatmayý kýramadý. Kuþatmanýn uzamasýnýn daha büyük kayýplara mal olacaðýný farkeden Türkler, Bizans imparatoru ile anlaþarak þehri ona teslim ettiler (Haziran 1097). Kýlýç Arslan da savaþ taktiðini deðiþtirerek Eskiþehir'e doðru çekilmeðe karar verdi.

Haçlýlar'ýn ilerleyiþi karþýsýnda Daniþmend Gazi ve Kayseri hakimi Emir Hasan ile ittifak yaparak onlarýn kuvvetleriyle birlikte Eskiþehir ovasýna çýkan vadiyi tuttu. Eskiþehir ovasýnda Temmuz ayýnda cereyan eden bu tarihi meydan savaþýnda her iki taraf da kahramanca dövüþtü. Fakat düþmanýn büyük üstünlüðü ve özellikle Türk silahlarýnýn zýrhlý Haçlý þövalyelere tesirsizliði karþýsýnda Kýlýç Arslan daha fazla kayýp vermemek için savaþ sahasýný terk etti. Bundan böyle Haçlýlarla meydan savaþý yerine, onlarýn geçeceði bölgelerde su kuyularýný kapatarak, ekinleri tahrip ederek ve meskun yerleri boþaltarak yýpratma taktiðine baþvurdu.

Haçlýlar Orta Anadolu'yu geçerken çok zayiat verdiler. Kýlýç Arslan, Daniþmend Gazi ve Emir Hasan ile birlikte Ereðli'de yeniden Haçlýlarýn karþýsýna çýktý, fakat yine baþarýlý olamadý. Haçlýlarýn Ýznik'i zaptetmesi üzerine Konya'yý kendisine merkez yapan Kýlýç Arslan, bu sýrada harekete geçen Bizans imparatoru Aleksios'a karþý gerekli kuvvetleri gönderememiþ ve Eskiþehir-Antalya hattýna kadar olan topraklar Bizans'ýn eline geçmiþti.

I. Haçlý Seferinde elde ettikleri bu baþarý ile Avrupalýlar bazý Türk-Ýslam ülkelerinde küçük Frank devletlerinin kurulmasýný saðladýlar: Urfa Kontluðu (1098-1114), Antakya Prensliði (1098-1268), Trablus Kontluðu (1109-1289) ve Kudüs Krallýðý (1110-1268) gibi. Bununla beraber Antakya Kontu Bohemond'un Daniþmendliler tarafýndan esir edilmesini müteakip Kýlýç Arslan 1101 yýlýnda harekete geçen Haçlý birliklerini birbiri arkasýndan Amasya yakýnlarýnda ve Ereðli'de imha etti (1102).

Haçlýlara karþý kazanýlan bu son zafer, Selçuklulara, sarsýlan emniyet ve itimatlarýný iade ettiði gibi Haçlýlara ve Bizanslýlara Anadolu'dan geçmenin zorluklarýný gösterdi. Bununla beraber daha önce Haçlýlara karþý ittifak yapmýþ olan Kýlýç Arslan ile Daniþmend Gazi'nin arasý açýldý. Daniþmend Gazi, Kýlýç Arslan'ýn meþguliyetinden faydalanarak Malatya'yý zaptetti (1102).

Bu arada Bohemond'dan alýnan fidye meselesi de aradaki soðukluðu iyice artýrdý. Nihayet 1104 yýlýnda Daniþmend Gazi'nin ölümü üzerine Kýlýç Arslan iki aylýk bir kuþatmadan sonra Malatya'yý zaptetti (2 Eylül 1106).

Bundan sonra Bizans imparatoru ile sulh yapýp batý hudutlarýný emniyete aldýktan sonra Harran'ý ve Suriye meliki Dokak'ýn elinde bulunan Meyyafarikin'i ülkesine kattýðý gibi Diyarbakýr ve Musul bölgelerine de hakim oldu.

Bu geliþmeler karþýsýnda Emir Cavlý, Artukoðlu Ýlgazi ve Melik Rýdvan, Kýlýç Arslan'a karþý ittifak yaptýlar. Ýki taraf Habur nehri üzerinde karþýlaþtý. Haziran 1107 tarihinde meydana gelen muharebede Kýlýç Arslan'ýn birlikleri maðlup oldu; kendisi de esir olmamak için atýyla birlikte Habur suyuna daldý, fakat zýrhlarýn aðýrlýðý sebebiyle boðuldu.

Sultan I. Kýlýç Arslan, Türkiye Selçuklu Devleti’nin gerçek kurucusudur. Bütün ömrü Bizans, Haçlýlar ve Anadolu'da Türk birliðini saðlamak için mücadele ile geçmiþtir. Devrin Müslüman ve Hýristiyan kaynaklarý onun adil ve cesur bir hükümdar olduðunda ittifak halindedirler.

Sultan I. Kýlýç Arslan'ýn ölümü ve bu sýrada Musul'da bulunan 11 yaþýndaki oðlu Þahinþah'ýn Emir Çavlý tarafýndan yakalanarak Ýsfahan'a götürülmesi üzerine Türkiye Selçuklu tahtý boþ kaldý.

Bu vaziyet Selçuklu Devleti’ni oldukça sarsmýþtý. Baþta Bizans imparatoru Aleksios Komnenos olmak üzere Haçlýlar ve Ermeniler harekete geçerek Türklerin elindeki bazý þehir ve kaleleri zaptettiler.

1110 yýlýnda Þahinþah, Anadolu'ya dönerek Konya tahtýna oturdu. Onun devletin baþýna geçmesiyle kýsa sürede toparlanan Türkler, Bizanslýlara karþý bazý baþarýlar kazanarak batý hudutlarýný geniþlettiler (1113).

1116 yýlýnda Ýmparator Aleksios Komnenos umumi bir hücuma geçerek Akþehir'e kadar ilerledi ve burada yapýlan savaþta Þahinþah'ý maðlup etti; fakat seferin asýl hedefi olan Konya'yý zaptetme fikrinden de vazgeçerek Ýstanbul'a döndü.

Ýmparatorun çekilmesini müteakip Þahinþah, kardeþi Mesud'un isyanýyla karþý karþýya geldi. Ýki kardeþ arasýnda taht kavgalarý 1116 yýlýna kadar devam etti ve Mesud, kayýnpederi Daniþmendli Emir Gazi'nin yardýmý ile Konya tahtýný ele geçirdi.

Sultan Mesud'un tahta çýkýþýndan bir müddet sonra imparator Aleksios Komnenos'un ölümü ve yerine II. Ýoannes Komnenos (Yuannis)'in geçmesi (1118) üzerine iki taraf arasýnda mücadeleler yeniden baþladý. Türkler Denizli'yi aldýlar. Fakat yeni imparator 1119 ve 1120 yýllarýnda yaptýðý iki seferle Denizli baþta olmak üzere bazý þehirleri zaptetti. Fakat Balkanlar'da Peçeneklerin görünmeleri, imparatoru bu cepheye dönmeye mecbur etti.

Sultan Mesud uzun müddet kayýnpederi Emir Gazi ile iþbirliði yapmak zorunda kaldý. Bizans ve Haçlýlara karþý yaptýðý savaþlarla ülkesini bir hayli geniþletmiþ olan ve Abbasi halifesi tarafýndan "Melik" unvaný verilen Emir Gazi Anadolu'nun en kuvvetli hükümdarý haline gelmiþti. Sultanlýk Selçuklularda olmakla beraber artýk Anadolu hakimiyeti Daniþmendlilere geçmiþti.

Sultan Mesud'un Emir Gazi ile iþbirliði yapmasý, Ankara ve Kastamonu taraflarýna hakim bulunan kardeþi Melik Arap'ý tahtý ele geçirmek için harekete geçirdi. Emir Gazi'nin Artuklularla meþgul olmasýndan faydalanan Melik Arap, kardeþi Mesud ile yaptýðý savaþý kazandý. Sultan Mesud Bizans imparatorundan yardým istemek zorunda kaldý. Ýoannes Komnenos, Türklerin birbirleriyle savaþmasýndan istifade ederek Kastamonu'yu zaptetti.

Diðer taraftan Emir Gazi'nin yardýma gelmesi neticesinde Melik Arap maðlup ve Kilikya'ya kaçmaða mecbur edildi. 1127 yýlýnda Melik Arap, Türk ve Ermenilerden topladýðý kuvvetlerle harekete geçti. Emir Gazi ile aralarýnda birkaç defa daha savaþ oldu ve neticede Melik Arap Bizans'a kaçarak tarih sahnesinden çekildi.

Cacabey Medresesi - Kýrþehir

Sultan Mesud 1134 yýlýnda kayýnpederinin ölümüne kadar adeta onun himayesinde idi. Babasýnýn yerine geçen Melik Muhammed ile Sultan Mesud müþtereken hareket ederek Bizans aleyhine hudutlarýný geniþletiyorlardý. Ancak 1143'te Melik Muhammed'in ölümüyle Sultan Mesud üzerindeki Daniþmendli baskýsý kalkmýþ oldu. Dadiþmendli þehzadeler arasýndaki taht kavgalarýndan istifade ederek Ankara, Çankýrý ve Kastamonu'yu Daniþmendlilerden geri aldý (1143).

Bir yýl sonra da Elbistan'ý ülkesine kattý. Bu süratli geliþme ile yeniden Anadolu'nun en kuvvetli hükümdarý haline gelen Sultan Mesud, Musul Atabegleri ile Artuklular arasýndaki mücadelelerden faydalanarak doðuya doðru hudutlarýný geniþletirken kendisine baðlý Türkmen akýncýlarý da Menderes ve Gediz vadilerini takiple batýya doðru ilerliyorlardý.

Bu geliþmeler karþýsýnda Bizans imparatoru Manuel Komnenos, Türkleri Anadolu'dan atmak için büyük bir ordu ile harekete geçti. Batý Anadolu'daki bazý þehirleri zaptettikten sonra Selçuklu baþkenti Konya üzerine yürüdü. Akþehir'de bulunan Selçuklu kuvvetlerini bozguna uðratýp bu þehri tahrip ettikten sonra Konya'ya doðru ilerledi.

Sultan Mesud bu haber üzerine süratle doðudan döndü. Aksaray'da ordusunu hazýrlayarak Konya önünde imparatorun karþýsýna çýktý. Bizanslýlar Konya civarýný çok tahrip etmiþler ve halký öldürmüþlerdi. Selçuklularýn savaþ taktiði karþýsýnda çok zayiat verdiler ve maðlup olarak geri çekilmek zorunda kaldýlar.

Sultan Mesud, Anadolu'da kuvvet ve kudretini saðlamlaþtýrdýðý sýrada Ýmadeddin Zengin 1144 yýlýnda Urfa Haçlý kontluðunu ortadan kaldýrmýþtý. Türklerin bu baþarýsý Haçlýlarý endiþeye sevkettiði gibi Avrupa'da büyük bir heyecan uyandýrdý.

Alman imparatoru III. Konrad ve Fransa kralý St. Louis, bizzat ordularýnýn baþýnda olarak harekete geçtiler. St. Louis'den önce Ýstanbul'a varan Konrad, Ýmparator Manuel tarafýndan derhal Anadolu'ya geçirildi. Birinci Haçlý seferi yolunu takip eden Konrad, Eskiþehir ovasýna geldiði zaman karþýsýnda Sultan Mesud’u buldu. Ekim 1147 tarihinde cereyan eden savaþta Almanlar, Selçuklular karþýsýnda aðýr bir maðlubiyete uðrayarak geri çekildiler. Sultan Mesud, Alman Ýmparatorunun 75.000 kiþilik ordusunu Ceyhan yakýnlarýnda karþýladý. Yapýlan korkunç savaþta Alman Ýmparatoru sadece 5.000 kiþi ile canýný kurtarabilmiþ, güç bela Ýznik'e sýðýnmýþtý.

Alman ordusunu maðlubiyet haberini alan St. Louis, Orta Anadolu'ya girmekten çekinerek Efes-Denizli-Antalya yolunu takibe mecbur olmuþtu. Bununla beraber yolda Türkmenlerin hücumlarýna maruz kalan ve bir hayli zayiat veren St. Louis, Antalya'da gemilerle Akka'ya gidebildi. Fransa kralýnýn komutasýndaki ordu 150.000 kiþilik idi. Bu ordu da Yalvaç yakýnýnda maðlup edildi ve aðýr kayýplar verdirildi. Sað kalanlar, Alman ordusunun canýný kurtarabilen 5.000 kiþilik birliði ile birleþtiler ve ancak deniz yoluyla Akka'ya çýkabildiler.

Haçlýlara karþý kazandýðý zaferi müteakip Sultan Mesud 1149 ve 1150 seferleri ile Suriye Haçlýlarýný maðlup ederek Maraþ, Göksun, Ayýntab, Raban ve Deluk'u fethetti. Sivas ve Malatya Daniþmendlilerini tabiiyetine alarak Kilikya'ya girdi ve 1154 yýlýnda bu bölgede Ermenilerin elinde bulunan bazý þehir ve kaleleri zaptetti. Bütün Kilikya'yý fethe karar verdiði sýrada çýkan veba salgýný sebebiyle süratle geri döndü. Sultan Mesud 39 yýllýk saltanattan sonra 1155 yýlýnda vefat etti.

Basiretli bir siyaset ve sabýrlý bir mücadele ile Türkiye Selçuklu Devleti'ni yok olmaktan kurtaran Sultan Mesud, Konya civarýnda inhisar eden devleti Anadolu'ya hakim bir hale getirmiþtir. Haçlýlara karþý kazandýðý zaferler onu Türkün ve Ýslam'ýn büyük mücahitleri arasýna dahil etmiþtir. Adaleti ve saðlam idaresi sayesinde Hýristiyanlarý bile Bizans'tan koparýp kendisine baðlamýþtý. Selçuk Devleti'nin ilk imar ve medeni tesisleri de onunla ortaya çýkmaya baþlamýþtýr.

Sultan Mesud ölümünden kýsa bir süre önce ülkesini üç oðlu arasýnda taksim etmiþti. Baþkent Konya ve havalisini alan ve kardeþlerinin üstü durumunda olan Kýlýç Arslan, babasýnýn yerine Selçuklu tahtýna geçti, fakat kardeþlerinin muhalefetiyle karþýlaþtý.

Önce kendisine rakip saydýðý ortanca kardeþini bertaraf etti. Bundan korkan küçük kardeþi Þahinþah, Ankara ve Çankýrý taraflarýna kaçarak Daniþmendli emiri Yaðýbasan ile iþbirliði yaptý. Taht kavgalarýnýn baþlamasý II. Kýlýç Arslan'a karþý Bizans, Ermeni ve Nureddin Mahmud'un harekete geçmelerine sebep oldu. Sultan önce Daniþmendli Yaðýbasan ile anlaþtý, bundan sonra Ermenileri sindirdi ve arkasýndan da Nureddin'e karþý harekete geçerek Ayýntab'ý zaptetti.

Kýlýç Arslan'ý artan kudreti ve kazandýðý baþarýlar düþman ve rakiplerini daha sýký bir iþbirliðine sevketti. Ordusu ile Kilikya'da bulunan Bizans imparatoru Manuel Komnenos 1159 yýlýnda Nureddin Mahmud ile Kýlýç Arslan'a karþý ittifak yaptý. Kilikya seferinden dönerken ordusunun Kütahya civarýnda Türkmenler tarafýndan baskýna uðratýlmasý sultan ile imparatorun aralarýnýn iyice açýlmasýna sebep oldu.

Ertesi yýl Türklere karþý sefere çýkan imparator Eskiþehir civarýnda yine Türkmenler tarafýndan oldukça hýrpalandý. Manuel Komnenos, Kýlýç Arslan'a karþý Suriye'deki Franklardan yardým istediði gibi Yaðýbasan ile Ankara ve Çankýrý taraflarýný elinde bulunduran Þahinþah ile de gizli antlaþmalar yaptý.

Sultan Kýlýç Arslan bütün siyasi faaliyet ve entrikalarýn merkezi olan imparator ile bizzat anlaþmak üzere 1162 yýlýnda Ýstanbul'a gitti. Ýmparator Manuel, onun bu geliþini Bizans'ýn düþmanlarýný birbirine ezdirmek siyasetine uygun olarak büyük bir merasimle sultaný karþýladý ve aðýrladý. Ýki hükümdar arasýnda varýlan antlaþmaya göre karþýlýklý yardýmlaþma ve Türkmenlerin Bizans'a akýn yapmamalarý kabul edildi.

Cacabey Camii - Kýrþehir

Sultan II. Kýlýç Arslan batý hudutlarýný emniyet altýna aldýktan sonra doðuya dönerek Daniþmendliler üzerine yürüdü, Elbistan, Darende ve Tohma suyu boyunu zaptetti (1165). Bu sýralarda Yaðýbasan ölmüþ ve yerine Zunnun geçmiþti. II. Kýlýç Arslan bu durumdan istifade ederek Kayseri ve Zamantý havalisini ülkesine kattý. Ankara ve Çankýrý havalisini kardeþi Þahinþah'ýn elinden aldý (1169). Kýlýç Arslan'ýn Malatya'yý kuþatmasý, Nureddin Mahmud'u harekete geçirdi. Ancak bu iki kudretli þahýs arasýnda bir savaþ olmadý.

1174 yýlýnda Nureddin Mahmud'un ölümü, Selçuklu sultanýný bu kudretli rakibinden kurtarmýþtý. Artýk Anadolu'da Türk birliðini kurmak için engel kalmamýþtý. Ertesi yýl Sivas, Tokat ve Niksar ile bütün Daniþmend ilinin zabtý tamamlandý. Rakipleri kurtuluþu Bizans imparatoruna sýðýnmakta buldular.

Sultan II. Kýlýç Arslan'ýn bu baþarýlarý Bizans imparatorunun gözden kaçmýyordu. Ayný zamanda Ýstanbul'da yapýlan anlaþmanýn hilafýna Türkmen akýncýlarý Bizans'a karþý akýnlara yeniden baþlamýþlardý. Bu geliþmeler Türkiye Selçuklu sultanlýðý ile Bizans imparatorluðunu yeniden karþý karþýya getirdi. Ýmparator Manuel Komnenos, aleyhindeki bu geliþmeleri kökünden halletmek için Türkiye Selçuklu Devleti’ni yýkmak kararý ile büyük bir ordunun baþýnda olduðu halde yürüyüþe geçti. Yapýlan sulh tekliflerini kesinlikle reddederek Denizli istikametinde ilerledi. Onun asýl hedefi Konya'yý zaptetmekti.

Türkmenler, bir taraftan çete harbine devam ederek Bizans ordusunu hýrpalarken, diðer taraftan da onlarý Denizli'den sonra Eðridir gölünün kuzeyinde Kumdanlý'da dar ve sarp Miryokefalon vadisine sokmaða muvaffak oldular. Zaten sultanýn istediði de yýpranmýþ düþmanýný bu vadide karþýlamaktý. Bizans kuvvetleri vadiye girdikten sonra yamaçlarda pusu kurmuþ olan Türkler Bizans ordusunu ok yaðmuruna tuttular. Vadinin giriþ ve çýkýþý da Türkler tarafýndan tutulmuþtu. Eylül 1176 tarihinde meydana gelen savaþta Manuel aðýr bir hezimete uðradý. Ýmparator Batý Anadolu'daki istihkamlarý tamamen ortadan kaldýrmak ve aðýr bir tazminat ödemek þartýyla Ýstanbul'a dönebildi.

O zamana kadar Hýristiyan dünyasýnda bir nevi "Türklerin iþgali altýndaki memleket" olarak telakki edilen Anadolu'nun bu zaferle kesin olarak Türk yurdu olduðu ortaya konmuþtur. Diðer taraftan Birinci Haçlý Seferi'nden beri hücumda olan Bizans imparatorluðu bu tarihten itibaren savunmaya çekilmek zorunda kalmýþtýr. 1071 Malazgirt zaferi Türklere Anadolu'nun kapýlarýný açmýþ ve 1176 Miryokefalon zaferi de burasýnýn artýk Türklerden geri alýnamayacaðýný ortaya koymuþtur.

Bizans gailesini ortadan kaldýran Kýlýç Arslan, yýllardan beri kendisini meþgul eden Daniþmendliler üzerine yürüdü ve Malatya'yý alarak bu devlete son verdi. Ancak bu sefer de karþýsýna Eyyubi hükümdarý Selahaddin Eyyubi çýktý. Aradaki küçük beyliklerin tahriki bu iki kuvvetli hükümdarý karþý karþýya getirdi. Sultan Kýlýç Arslan'ýn mutedil tutumu sayesinde anlaþma saðlandý. Diðer taraftan Türkler, Kilikya Ermeni krallýðýnýn elinde bulunan bazý þehir ve kaleleri alarak Silifke'ye kadar hudutlarýný geniþlettiler. Bizans imparatorunun antlaþma gereðince istihkamlarý yýktýrmamasý batýdaki fetihlerin yeniden baþlamasýna imkan verdi. 1182 yýlýnda geniþ bir fetih hareketi ile Uluborlu, Kütahya ve Eskiþehir zaptedilerek hudut Denizli'ye kadar geniþletildi. Antalya uzun müddet kuþatýldý ise de alýnamadý.

Sultan II. Kýlýç Arslan uzun ve þerefli bir mücadele hayatýndan sonra ihtiyarlamýþ, yorulmuþ ve artýk seferlere çýkamaz olmuþtu. Bu sebeple ülkesini 11 oðlu arasýnda taksim etti. Kendisi Konya'da oturuyor ve hükümdar mevkiinde onlara nezaret ediyordu. 11 þehzade sözde babalarýna baðlý olup, iç ve dýþ iþlerinde tamamen müstakil hareket ediyordu. Sultan ülkesini oðullarý arasýnda taksim etmekle son günlerini huzur içinde geçireceðini umuyordu, fakat çok geçmeden oðullarý arasýnda taht kavgalarý baþladý (1185).

Anadolu'da þehzadeler arasýnda taht kavgalarý devam ederken Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs'ü fethetmesi (1189) üzerine Avrupa'da yeni bir Haçlý seferi hazýrlýklarý yapýlýyordu. Alman imparatoru I. Friedrich Barbarossa kumandasýndaki üçüncü Haçlý ordularý Anadolu'ya girdi.

Kardeþler arasýndaki mücadeleler sebebiyle Haçlýlara karþý koyamayacaðýný anlayan sultan onlarýn Anadolu'dan geçmelerine izin verdi. Fakat Akþehir'de sultanýn oðlu Melikþah'ýn Haçlýlar ile savaþmasý üzerine Friedrich Barbarossa Konya'ya gelerek þehri iþgal etti. Haçlýlar burada fazla kalmayarak Kudüs'ü kurtarmak üzere Kilikya'ya doðru hareket ettiler.

Sultan Kýlýç Arslan son günlerini oðullarýnýn elinde bir oyuncak olarak geçirdi. Nihayet aradýðý huzuru Uluborlu meliki oðlu Gýyaseddin Keyhüsrev'in yanýnda buldu. Onunla beraber Konya'yý Melikþah'ýn elinden almak için harekete geçti. Halkýn yardýmý ile þehri ele geçirdi.

Daha sonra Aksaray'a giderek burasýný kuþattýðý sýrada hastalandý ve Konya'ya dönerken öldü. Sultan II. Kýlýç Arslan siyasi kudreti, askeri zaferleri, irade ve enerjisi, geniþ görüþü ile Türk tarihinin büyük simalarýndan birisidir. Otuz yedi yýllýk saltanatý esnasýnda Anadolu'da Türk birliðini kýsmen gerçekleþtirmiþ ve ülkenin imar ve geliþmesine büyük gayret sarfetmiþtir.

Sultan II. Kýlýç Arslan'ýn ölümünden sonra þehzadeler arasýndaki taht kavgalarý daha da þiddetlendi. Ýhtiyar babasýna iyi davranarak veliaht tayin edilen ve onun sayesinde Konya tahtýný ele geçiren Uluborlu meliki Gýyaseddin Keyhüsrev'in sultanlýðý diðer kardeþleri tarafýndan kabul edilmedi.

Gýyaseddin Keyhüsrev, bir yandan kardeþleri ile mücadele ederken diðer yandan da Bizans imparatoru III. Aleksios Komnenos ile savaþýyordu.

Selçuklu tahtý hususunda onun en kudretli rakibi, askeri bakýmdan kendisinden güçlü olan Tokat meliki Rukneddin Süleymanþah idi. Süleymanþah, kardeþlerini kendisine tabi duruma getirdikten sonra asýl hedefi olan Konya üzerine yürüdü. Onunla savaþamayacaðýný bilen Gýyaseddin Keyhüsrev, kardeþinin canýna dokunmayacaðý hususunda teminat vermesi üzerine Konya'yý terk etti ve Anadolu'dan sonra Ýstanbul'a gitti (1197).

Süleymanþah, Anadolu'da sarsýlmýþ olan Türk birliðini yeniden kurmak maksadýyla kardeþlerinin elinde bulunan Amasya, Niksar ve Elbistan'ý itaat altýna aldý. Bu mücadelelerden faydalanan Bizans imparatoru doðrudan doðruya olmasa bile Karadeniz sahillerinde harekete geçti.

Süleymanþah bu geliþmeleri önleyerek imparator ile antlaþma yaptýktan sonra Toroslarýn kuzeyine akýnlara baþlamýþ olan ve bazý kaleleri zapteden Kilikya Ermeni kralý II. Leon'u maðlup ederek onlarý Toroslar'ýn güneyine çekilmeðe mecbur etti. Bizans imparatorunu haraca baðladýktan ve Ermeni krallýðýný cezalandýrdýktan sonra Doðu Anadolu'ya yönelerek Malatya'yý aldý.

Diðer taraftan Erzincan Mengücükoðullarý ile Artukoðullarýný kendisine baðladý. 1202 yýlýnda Erzurum'u ülkesine katarak Saltuklulara son veren Süleymanþah Gürcüler ile komþu oldu. Ayný yýl içinde Sarýkamýþ yakýnlarýnda Gürcüler ile yapýlan savaþý kaybeden Süleymanþah, kardeþi Mesud'un elinden Ankara'yý aldýktan sonra ikinci Gürcistan seferine çýkarken Konya ile Malatya arasýnda vefat etti (6 Temmuz 1204).

Yerine geçen oðlu III. Kýlýç Arslan'ýn çocuk yaþta olmasý sebebiyle Selçuklularýn hizmetine girmiþ olan Daniþmenli beyleri Emir Mubarizeddin Ertokuþ ile anlaþarak hala Ýstanbul'da bulunan Gýyaseddin Keyhüsrev'i Konya tahtýna davet ettiler. Bu sýrada Ýstanbul Latinler tarafýndan iþgal edilmiþ ve Bizans imparatorluðu parçalanmýþtý. Gýyaseddin Keyhüsrev uçtaki Türkmenlerden topladýðý birliklerle Konya üzerine yürüdü ve bir aylýk bir muhasaradan sonra þehri ele geçirerek ikinci defa olarak Selçuklu tahtýna geçti (Þubat 1205).

Sultan Gýyaseddin Keyhüsrev kýsa sürede dahilde sükuneti saðladýktan sonra ve Ýznik imparatoru Theodoros Laskaris ile anlaþma yaptýktan sonra Karadeniz ticaret yolunu tehdit eden ve bu sahillerde yerleþmeye çalýþan Trabzon Komnenoslarýna karþý bir sefer yaptý. 1206 yýlýnda yapýlan bu seferde Aleksios Komnenos maðlup edilerek bir müddet için kapanmýþ olan Karadeniz ticaret yolu açýldý. Gýyaseddin Keyhüsrev, ticari ve iktisadi bakýmdan memleketin içinde bulunduðu þartlarý takdir ve buna uygun bir siyaset takip ederek Karadeniz seferini müteakip bizzat ordusunun baþýnda Antalya'yý kuþattý.

Anadolu'nun önemli ithal ve ihraç limanlarýndan birisi olan Antalya bu sýralarda Aldo Brandini adýnda bir Ýtalyan’ýn elinde bulunuyordu. Ancak Kýbrýs'tan gelen yardým üzerine sultan þehri zaptedemedi. Bununla beraber þehirde Latinler ile ihtilafa düþen Rum ahali sultaný þehre davet etti. Ve Mart 1207 tarihinde Antalya fethedildi. Selçuklu tahtýndaki deðiþiklikten faydalanmak isteyen Kilikya Ermeni kralý II. Leon'a karþý yapýlan sefer zaferle neticelendi ve onun zaptettiði yerler geri alýndý (1209). Bunu Eyyubilerin Kuzey Suriye ve Anadolu'daki faaliyetlerini önlemek takip etti.

Gýyaseddin Keyhüsrev'in Karadeniz, Akdeniz kýyýlarýnda ve Ermenilerin karþýsýnda kazandýðý zaferler Ýznik imparatoru Theodos Laskaris ile aralarýný açtý. Diðer taraftan Laskaris'in kuvvetlenmesi de Selçuklu sultanýný kuþkulandýrýyordu. Dýþ tahrikler ve imparatorun yýllýk vergiyi ödememesi Gýyaseddin Keyhüsrev'i Ýznik imparatoruna karþý sefer yapmasýna sebep oldu. Sultan ordusu ile hareket ederken yanýna eski imparator Aleksios'u da almýþtý; onu tahtýna iade etmek istiyordu. Ýki ordu Alaþehir hududunda karþýlaþtý. Sultan Gýyaseddin Keyhüsrev iki taraf arasýndaki savaþta þehit edildi ve Selçuklu ordusu maðlup oldu (1211).

Gýyaseddin Keyhüsrev'den boþalan Selçuklu tahtýna devlet erkanýnýn, onun büyük oðlu Ýzzeddin Keykavus'u geçirmesi üzerine kardeþi Alaeddin Keykubad isyan etti. Erzurum meliki Tuðrulþah ve Ermeni kralý ile ittifak yapan Keykubad, Kayseri'de Keykavus'u kuþattý; fakat bir müddet sonra Ermeni kralý ile Tuðrulþah'ýn muhasarayý terk etmeleri sebebiyle kendisi de tek baþýna mücadele edemeyeceðini anlayarak Ankara'ya çekildi. Kayseri'deki tehlikeli durumu atlatan Keykavus Konya'ya gelerek resmi merasimle tahta geçti. Bununla beraber Ankara'da bulunan kardeþi kendisi için hala tehlikeli idi. Ertesi yýl Ankara'yý uzun bir muhasaradan sonra Alaeddin Keykubad teslim oldu ve Malatya civarýnda Minþar kalesinde hapsedildi.

Ýznik imparatoru Thedoros Laskaris bir elçi heyeti göndererek onun cülusunu tebrik ediyor, Alaþehir savaþý ve babasýnýn þehadeti dolayýsýyla iki devlet arasýnda bozulan münasebetlerin düzeltilmesini istiyordu. Ýzzeddin Keykavus, Laskaris'in bu teklifini kabul ederek onunla anlaþma yaptý.

Selçuklu sultaný bundan sonra geliþen ticari faaliyetlere paralel olarak babasý tarafýndan takip edilmekte olan siyaseti devam ettirdi. Bu cümleden olarak Kýbrýs kralý Hugues ile ticaret anlaþmasýný yenileyerek ada ile Türkiye arasýndaki ticari münasebetlerin geliþmesini saðladý. Akdeniz ticaretini kýsmen emniyete aldýktan sonra kuzey ticaretini de emniyete almak gayesiyle Trabzon ve Ýznik imparatorluklarý arasýnda mücadele sahasý olan Sinop üzerine yürüyerek Aralýk 1214 tarihinde þehri fethetti ve buraya baþta tüccar sýnýfý olmak üzere Türk nüfus yerleþtirdi.

Sultan Ýzzeddin Keykavus'un Sinop'un fethiyle meþgul bulunduðu sýralarda Antalya Hýristiyanlarý, Kýbrýs'tan da aldýklarý destekle isyan ederek þehri ele geçirmiþlerdi. Sultan süratle Antalya'ya gelerek bir aylýk bir kuþatmadan sonra þehri tekrar itaat altýna aldý (23 Ocak 1216). Antalya'dan Konya'ya dönen sultan, kardeþi ile iktidar mücadelesinde kendisine cephe almýþ olan ve bu mücadeleden faydalanarak Karaman, Ereðli ve Ulukýþla'yý iþgal etmiþ bulunan Kilikya Ermeni kralý II. Leon'a karþý sefere çýktý. Bu üç þehri geri aldýktan sonra yürüyüþüne devam ederek Ermeni devletinin hudut kasabasý olan Keban'da Ermeni ordusuyla karþýlaþtý ve onlarý aðýr bir maðlubiyete uðrattý (1216).

Sultan, son askeri harekatýný Eyyubilere karþý yapmýþ fakat Halep yakýnlarýnda öncü kuvvetlerinin maðlubiyeti üzerine Elbistan'a çekilmiþti (1218). Ýzzeddin Keykavus Eyyubiler karþýsýnda uðradýðý bu maðlubiyetin intikamýný almak gayesiyle 1220 yýlýnda Konya'dan Malatya'ya geldi. Burada hastalandý ve daha 30-35 yaþlarýnda iken Viranþehir'de vefat etti.

Türkiye Selçuklu sultanlarýnýn büyüklerinden birisi olan Ýzzeddin Keykavus, sarsýlmaz bir iradeye, tükenmez bir kudrete ve saðlam bir siyasi görüþe sahipti. Komþu devletler arasýndaki anlaþmazlýklardan faydalanarak memleketinin hudutlarýný geniþletmiþ ve devletinin nüfuzunu artýrmýþ idi. Siyasi ve askeri baþarýlarýnýn yanýnda ülkesinin iktisadi bakýmdan da kalkýnmasýna büyük gayret sarfetmiþ ve bunda da baþarýlý olmuþtur. Nitekim buna baðlý olarak memleketin her tarafýnda imar faaliyetleri sürdürülüyordu. Alim ve sanatkarlarý himaye ve teþvik ederek ülkesinin fikri bakýmdan da kalkýnmasýna büyük hizmetleri geçmiþtir.

Alaeddin Köþkü - Konya

Ýzzeddin Keykavus'tan sonra Selçuklu tahtýna daha önce giriþtiði iktidar mücadelesinde baþarýsýzlýða uðrayan ve hatta bir müddet hapiste kalmýþ olan Alaeddin Keykubad geçti. Kendisine Abbasi halifesi tarafýndan "saltanat menþuru" gönderilen Keykubad, Mýsýr Eyyubilerine karþý el-Melik ül-Eþref ile bir anlaþma yaptý.

Bunu müteakip Kalonoros (bugünkü Alanya) kalesini karadan ve denizden muhasara ederek zaptetti (1223). Bir kaç yýl içinde þehir ve kalenin yeniden ve muhteþem bir þekilde inþasýnýn tamamlanmasýndan (1226) sonra sultanýn ismine nispetle burasý Alaiye adýný aldý. Ýlk Selçuklu tersanesi Alaeddin Keykubad tarafýndan burada kuruldu. Alaiye, Keykubad ve haleflerinin kýþlýk merkezi haline getirildi.

Sultan Alaeddin Keykubad, kendisini muhalif bir tavýr takýnmýþ olan ümeradan bazýlarýný bertaraf ettikten sonra Sinop'ta inþa edilen bir donanmayý Kastamonu beyi Emir Çoban kumandasýnda Kýrým'daki mühim ticaret limaný Suðdak üzerine gönderdi. Selçuklu Devleti'nin kuvvetlerinin önemini göstermek bakýmýndan dikkate þayan olan bu deniz aþýrý sefer neticesinde Türk ordusu yalnýz Suðdak'ý fethetmekle kalmadý, içerilere kadar nüfuz ederek bir takým Kýpçak beyleri ve Rus knezlerini de itaat altýna aldý. Burada bir cami yapýlýp, kadý, hatip ve müezzinler tayin edildikten ve bir miktar kuvvet býrakýldýktan sonra geri dönüldü (1225 veya 1227).

Suðdak seferinden muhtemelen bir yýl sonra Kilikya Ermeni krallýðý üzerine kuvvetler sevketti. Selçuklu kuvvetleri batý ve kuzeyden ilerleyerek Silifke'ye kadar sahili fethettiler. Kral Hetum, sultana asker vermek, ödediði haracý iki katýna çýkarmak ve paralarýný Selçuklu sultaný adýna bastýrmak þartlarýyla Alaeddin Keykubad ile anlaþma yapmaða mecbur oldu. Ermenilerden zaptedilen yerlere Türkmenler iskan edildi.

Sultan Alaeddin Keykubad, Anadolu iþleriyle meþgul bulunduðu sýralarda Asya içlerinden batýya doðru ilerlemekte olan Moðol tehlikesi Anadolu sultanýný da mukabil tedbirler almaða sevketmiþtir.

Doðu Anadolu'nun bir kýsmýna ellerinde bulunduran Artuklu ve Eyyubi melikleri sýk sýk cephe deðiþtiriyorlardý. Alaeddin Keykubad bunlara bir son vermek ve Moðol istilasýný durdurmak için gerekli tedbirleri almak gayesiyle Doðu Anadolu seferine çýktý.

Kahta, Hýsn-ý Mansur ve Çemiþgezek'i (1226), daha sonra da Erzincan, Kemah ve Þebinkarahisar'ý zaptederek Mengücükoðullarý hanedanýna son verdi (1228). Sultanýn meþguliyetinden istifade cihetine giden Trabzon imparatoru Andronikos, Samsun ve Sinop'u almak için harekete geçti. Bunu haber alan Keykubad derhal Bayburt- Maçka üzerinden Trabzon'a giderek þehri muhasara etti, fakat havalarýn çok fena gitmesi sebebiyle þehri zaptedemedi.

Moðol istilâsý karþýsýnda büyük kahramanlýklar gösteren, fakat yine de onlarý durduramayan Harezmþahlar hükümdarý Celaleddîn Mengübirti batýya doðru çekilerek Gürcistan, Batý Ýran, Kafkasya ve Doðu Anadolu'da Meraga merkez olmak üzere bir devlet kurmuþ ve Moðol istila selini durdurmaða çalýþmýþtýr. Bu þekilde Anadolu Selçuklu Devleti ile komþu olan Celaleddin ile Alaeddin Keykubad arasýnda dostane münasebetler kurulmuþtu. Fakat Celaleddin Mengübirti, Türk-Ýslam kültürünün önemli merkezlerinden birisi olan Ahlat'ý zapt ve tahrip edince bu iyi münasebetler bozuldu.

Bu arada onun Erzurum meliki Cihanþah ile ittifak yapmasý durumu daha da gerginleþtirdi. Bu iki Türk hükümdarýnýn aralarýný düzeltmek için Abbasi halifesinin aracýlýðý ve Eyyubilerin teþebbüsleri de bir netice vermeyince Alaeddin Keykubad büyük bir ordu ile Celaleddin Mengübirti üzerine yürüdü. Ýki ordu Erzincan yakýnlarýnda Yassýçimen mevkiinde karþýlaþtý. 10 Aðustos 1230 tarihinde cereyan eden kanlý savaþta Celaleddin Mengübirti maðlup oldu. Sultan bundan sonra Erzurum'u ele geçirdi.

1231 yýlýnda Celaleddin'in ölümünden sonra Moðollar ile Anadolu Selçuklu devleti komþu oldu. Moðollarýn yaðma akýnlarý Malatya'ya kadar uzanýyordu. Moðol tehlikesini daha önce farkýna varan Alaeddin Keykubad, ülkesini bu tehlikeden uzak tutmak için Ögeday'ýn oldukça aðýr þartlarýný kabul etmiþ göründü. Bununla beraber gerekli tedbirleri almaktan da geri durmuyordu. sýnýr boyundaki kaleleri tahkim ederek, Celaleddin'in ölümünden sonra Selçuklu hizmetine girmiþ olan Harezmli askeri birlikleri bu sýnýr kalelerine yerleþtirildi.

Sultan Alaeddin Keykubad son yýllarýný Eyyubiler ile mücadele ederek geçirmiþtir. 1234 yýlýnda yapýlan ilk çarpýþmada Eyyubiler maðlup oldular.

Ertesi yýl Eyyubileri Doðu Anadolu'dan tamamen uzaklaþtýrmak için ordusunu Kayseri'de toplayarak hareket etti. Bir kýsým kuvvetler Diyarbakýr'ýn muhasarasýna gönderilirken bizzat sultanýn kumanda ettiði kýsým Rakka, Urfa, Harran ve Siverek'i þiddetli muhasaralardan sonra zaptetti. Ancak Selçuklu kuvvetlerinin çekilmesinden sonra el-Melik el-Kamil Urfa ve Harran'ý zaptedip halka çeþitli zulümlerde bulundu. Artýk kesin olarak meseleyi halletmek gerekiyordu. Alaeddin Keykubad, el-Melik el-Kamil'e kati darbeyi indirmek maksadýyla ordusunu Kayseri'de topladý. Fakat ordusunu harekete geçirmeden önce bir ziyafette zehirlenerek öldü (30 Mayýs 1237) ve cesedi Konya'ya nakledilerek kendisine nispet edilen türbeye defnedildi.

Sultan Alaeddin Keykubad, Anadolu Selçuklu Devleti’nin ve devrinin en büyük hükümdarlarýndan birisidir. Onunla devlet siyasi, iktisadi ve kültürel bakýmdan en yüksek seviyesine ulaþmýþtý. Ülkenin hemen her tarafýndan büyük imar faaliyetlerine giriþmiþtir. Ýlim ve sanattan zevk alýr, meclislerinde tarih ve siyasete dair münakaþalar yaptýrýr, alim ve sanatkarlarý himaye ederdi. Hükümdarlýk zamaný Türkiye tarihinin en müreffeh devirlerinin baþýnda gelmektedir.

Onun inþa ettirdiði cami, medrese, kervansaray, köprü ve hastanelerin çoðu hala ihtiþamlarýný korumaktadýrlar. Moðol tehlikesinin ortaya çýktýðý bir zamanda ve genç yaþýnda vefat etmesi Anadolu Türk tarihi bakýmýndan büyük bir talihsizliktir.

Sultan Alaeddin Keykubad'dan sonra kumandanlarýn ve beylerin rekabetleri arasýnda oðlu II. Gýyaseddin Keyhüsrev tahta geçti. Bu zayýf þahsiyetli hükümdar kumandan Sadeddin Köpek'in tahakküm ve nüfuzu altýna girdi.

Sultanýn tahta geçiþindeki rolü, kurnazlýðý ve garip tabiatlý hükümdarý istediði istikamete yöneltmesi sâyesinde Sadeddin Köpek kendisine rakip saydýðý büyük devlet adamlarýný bertaraf ederek Selçuklu Devleti'ni baþsýz bir hale getirdi. Sadeddin Köpek, devlet erkanýndan kendisine karþý çýkabilecekleri bertaraf ettikten sonra Selçuklu tahtýna geçmek emelinde idi. Ancak bu hile ve entrikalarý ortaya çýkýnca derhal idam edildi (1239).

Sadeddin Köpek'in ortadan kaldýrýlmasýnda baþ rolü oynayan Celaleddin Karatay gibi devlet adamlarýnýn iþ baþýna geçmesiyle durum biraz düzelir gibi olduysa da siyasi ve idari zaaflarý tamamýyla ortadan kaldýrmak mümkün olmadý. 1240 yýlýnda bir Türkmen þeyhi olan Babaî Ýlyas'ýn isyaný güçlükle bastýrýlmakla beraber Anadolu Selçuklu Devleti'nin artýk çökmekte olduðunu da ortaya koydu.

Babaî isyanýnýn bastýrýlmasýndan sonra Moðol istilasý baþladý. 1242'de Erzurum'u iþgal ve tahrip eden Moðollar 1243 yýlýnda Baycu Noyan kumandasýnda 30 bin kiþilik bir kuvvet ile Anadolu'yu istilaya giriþtiler.

Selçuklu Devleti, tabi devletlerin gönderdiði yardýmcý kuvvetleri de beraberine alarak Moðol ordusundan daha kalabalýk bir ordu ile bizzat Sultan II. Keyhüsrev'in idaresinde Moðollara karþý harekete geçti.

Sivas'ýn 80 km. doðusunda Kösedað mevkiinde iki ordu karþýlaþtý. Moðollar Selçuklu öncü kuvvetlerini bir manevra ile periþan edince artýk eski deðerli kumandanlardan mahrum olan ordu, baþta sultan olmak üzere savaþ meydanýný terketti. Sultan Antalya'ya kadar kaçtý. Moðollar, Sivas'a, oradan Kayseri'ye geldiler; þehir hücumla teslim alýndý, yaðma ve tahrip edildi.

Kösedað bozgunu Anadolu Selçuklularý tarihinde çöküntünün ve felaketlerin baþlangýcýdýr. II. Gýyaseddin Keyhüsrev'in ölümünden sonra muhteris devlet adamlarý onun üç oðlu adýna birbirleri ile mücadelelere giriþtiler. Böylece Moðollarýn bütün Anadolu'yu rahatlýkla iþgallerine ve aðýr vergi taleplerine imkan verdiler. Muineddin Süleyman Pervane vaziyete hakim olarak IV. Kýlýç Arslan (1257-1266) ve III. Gýyaseddin Keyhüsrev (1265-1282) adlarýna devlet iþlerini eline alarak 1261 yýlýndan itibaren kýsmen bir sükun ve istikrar devri saðladý. Fakat Anadolu Türkleri Moðol tahakkümünü aðýr bularak kurtulma çareleri aramýþlardýr.

Nitekim 1261 yýlýnda Moðollara karþý Ayn Calut'ta zafer kazanan Mýsýr Türk sultaný Baybars Anadolu'ya davet edildi. 1276 yýlýnda Kayseri'ye gelen Baybars, Moðollara karþý bir ümit ýþýðý oldu, fakat destek bulamayýnca Anadolu'da çok kalmadan Mýsýr'a döndü. Bu nedenle Anadolu'da eski durum devam etti. Baybars'ýn dönmesinden sonra Anadolu'ya giren Abaka Hân çok insan öldürdü ve Muineddin Süleyman Pervane'yi idam etti (1277).

Bu tarihten 1308 yýlýna kadar Selçuklu hanedaný ismen mevcut olmakla memleket idaresi fiilen Moðol umumi valilerine ve kumandanlarýna geçmiþti. Selçuklu devlet idaresi ve ordusu çökmüþtü. Ancak iktisadi ve kültürel hayatta Muineddin Süleyman Pervane'nin ölümüne kadar geliþme devam etti. Böylece Anadolu'da sarsýlan Türk birliði Osmanlýlar zamanýnda yeniden kurulacaktý.

 

   

Yapim ve Tasarimi 2oo6 Sevde.NL Aittir