Seyyid Ahmed Merami, Osman Bedreddîn' den
ayrilirken son nasihatlerini söyle yapti: "Canim
yavrum Hafiz! En basta güzel ahlâk ve' dürüstlük
gelir. Bundan zerre kadar ayrilma, Ilminle amel
et. Ilmi yaymakta cömert ol. Erzurum ulemâsina
selâm söyle, ilim meclisini terketme. Bilirsiniz
ki, ilim, uçsuz bucaksiz bir saray gibidir. Siz
gittikçe o da gider, neticede Allahü teâlâya
kavusturur.
Molla Hafiz! Ilim, koyu gölgeli bir agaca benzer,
gölgesinde oturanlar, gölgelenir. Meyvesi bol ve
lezzetlidir. Tadanlar bilir. Bu agacin kökü bir,
dallari çatalli budaklidir. Binbir tomurcugu
vardir. Her budagin ve her tomurcugun istidâd ve
kabiliyetlerine göre yapragi vardir. Bakarsiniz
yapragin biri hastadir. Sararir düser.
Meyvesinin biri yaralidir, olgunlasmadan yere
düser. Ona bakan bulunmaz. Insanlar da böyledir.
Kimisi görünüsü ile dili ile herkesi memnun eder.
Fakat onun içi, kalbi hastadir. Bu, elinde lâmba
tutan bir sahis gibidir. Baskalarini aydinlatir,
fakat kendisi karanliktadir. Bu misâl ilmiyle
amel etmeyenlerin hâlini gösterir. Bir baskasi
görünüsü ile hos görünmez amma, sakin ona suizan
etme, haramdir... Ayrilacaklari sirada elini
öpünce de; "Hafiz! Bizi Unutma! ilmini sarfet,
artirirsin. Hakk'i zikret, bulursun. Ahlâk
beline kemerdir. Bir insan halki sevmekle Hakk'a
erer. Huzurla kemâl bulunur. Mürsidsiz kemâlin
zevali vardir. Mürsid ara, irsada er. Gazaya
karis, gazi ol. Göz çapagi abdest bozmaz. Göz
agrisi Hak vergisidir. Sabretmek kadar güzel
ilâç bulunmaz. Her isinde Allahü teâlâ sana
yardim ihsan etsin. Sana emegim helâl ve faydali
olsun oglum!" Sonra gözlerinden öperek ayrildi.
Bu son sözlerinde karsilasacagi önemli
hâdiselere isaret etti. |