|
Ibn-i Kemâl Pasa, ilimde yetismesini bizzat
kendisi söyle anlatir: "Sultan ikinci Bayezîd
Han ile bir sefere çikmistik. O zaman vezir,
Halil Pasa'nin oglu ibrahim Pasa idi. Sanli,
degerli bir vezir idi. Ahmed ibni Evrenos adinda
bir de kumandan vardi. Kumandanlardan hiç biri
onun önüne geçemez, bir mecliste ondan ileri
oturamazdi. Ben ise vezirin ve bu kumandanin
huzû -runda ayakta, esas vaziyette dururdum.
Birdefâsinda, eski elbiseler giyinmis bir âlim
geldi. Bu kumandanlardan da yüksek yerde oturdu
ve kimse ona mâni olmadi. Buna hayret ettim.
Arkadaslarimdan birine, kumandandan da yüksek
yere oturan bu zâtin kim oldugunu sordum. "Filibe
Medresesi müderrisi, âlim bir zâttir, îsmi Molla
Lütfl'dir" dedi. "Ne kadar maas alir" dedim. "Otuz
dirhem" dedi. "Makami bu kadar yüksek olan bu
kumandanlardan yukari nasil oturur?" dedim. "Âlimler,
ilimlerinden dolayi tazim ve takdir olunur,
hürmet görürler. Geri birakilirsa, bu kumandan
ve vezir buna razi olmazlar" dedi. Düsündüm;
"Ben bu kumandan derecesine çikamam, ama çalisir
gayret edersem, su âlim gibi olurum" dedim ve
ilim tahsil etmeye niyet ettim. Sefer dönüsü, o
meshur âlim Molla Lütfî'nin huzuruna gittim.
Sonra Edirne'deki Dârülhadîs müderrisligi bu
zâta verildi. Ondan Metali Serhi' nin
hasiyelerini (açiklama ve ilâvelerini) okudum.
|