Osmanli devlet teskilatinda, divan-i hümayunda bulunan önemli
vazifelilerden biri. Padisahin imzasi demek olan "tugra"yi
çekmekle görevli olan Nisanci, bazi tarihi' kaynaklarda ve
vesikalarda "muvakkî, tevkiî ve tugraî" isimleriyle de anilir.
Padisahin emrini havi olan ve bastarafina tugra çekilmis
vesikalar, Osmanli teskilat dilinde "nisan-i serifi sultani,
nisan-i hümâyûn, tugra-i garrâ-i hakani, tevhi-i hümâyun,
tevhi-i refî" gibi isimlerle anilir, ancak yaygin olarak bu
evraklar kisaca nisan olarak isimlendirilirdi. Ayrica Nisancilar,
devletin kanunlarini iyi bilen, eski ile yeni kanunlari ve ser'î
hukukî kanunlari birlikte telif edebilmesi hasebiyle divanda
yeri geldikçe görüsü alinir ve "turakes-i ahkâm, tugra-i serif
hizmetlisi, müftî-i kanun" olarak isimlendirilirlerdi.
Islâmiyetin ilk devirlerinde, halifelere verilen istidalara,
devlet reisi tarafindan verilen cevaba, "tevhi" denilirdi.
Osmanli devletindeki hatt-i hümayun demek olan bu serhleri,
divandaki katiplerin basi yazardi. Hz. Ömer (r.a.) istidalari (dilekçeleri)
bizzat kendisi cevaplandirirdi. Amr îbn As'a verdigi bir cevap
da ise söyle yazmislardi: "Emirin senin hakkinda nasil olmasini
istiyorsan sen de halk hakkinda öyle ol". Tevhîler ayni zamanda
devlet baskaninin imzasini tasidigindan, geçen zaman içinde özel
sekiller almislardir. Abbasilerden itibaren, tevhi yazilma isi
için "divanü'i-insa" denilen daire kurulmustur. Bu daire, Büyük
Selçuklu Devleti'nde Türkçe olan tugra kelimesi kullanilarak "divanü't-tugra"
ismini almistir. Anadolu Selçuklu Devleti'nde, Büyük Divan'da
bulunan ve arazi defterlerine bakan ve dirlik tevcih beratlarini
hazirlayan dairenin baskanina "Pervaneci" denilmistir. Bu memur,
Osmanli teskilatindaki Nisanciya tekabül etmekteydi. Uygur ve
Karahanli Devletlerindeki "ulug bitigci" de ayni islerle
vazifeli memur idi.
Osmanli devletinde, nisancilarin Orhan Gazi zamanindan itibaren,
bu padisaha ve haliflerine ait berat ve tugralarin mevcudiyeti
ile anlasilmaktadir. Nisanci kelimesi, Sultan Ikinci Murad
devrinde, arabca müvekki' nin yerine kullanilmaya baslanmistir.
Nisanci'ya ait ilk topluca bilgiye Fatih Kanunnâmesi'nde
rastlanir. Kanunnâmeye göre, merkezde vezirlik, kadiaskerlik ve
bas defterdarliktan sonra en yüksek memuriyet nisancilik idi.
Devletin disari ile yazismasini temin ve tugra çekmek,'en basta
gelen vazifesi idi. Divan toplantilari esnasinda diger yüksek
memurlarla beraber çadirda oturur, Divan'dan sonra verilen
yemekte vezirler ve defterdarlarla,ayni sofrada otururdu.
Nisancilik vazifesine, edebî sahsiyetlerden ve âlimlerden tayin
yapilmasi usûldendi ve bu sebeble nisanciliga en çok müderrisler
getirilirdi.
Tesbit edilebilen ilk, nisanci olan Muhammed Asgarü'l-cezerî'den
itibaren, bu memuriyette vazife yapan bütün nisancilar, devletin
nizamlarina, teskilatina ve müesseselerine dair kanunlarin
toplanmasinda, nesredilmesinde baslica rolü oynadilar. Gerçekten,
Leyszâde Mehmed b. Mustafa, Fatih Kanunnâmesi diye bilinen
Kanunnâme-i Âli Osman'in bir araya getirilmesinde ve
yazilmasinda en büyük pay sahiplerindendir. Nisancilik
vazifesinde bulunanlarin teskilatfri isleyisine diger bir
katkilari da, divandan çikan ferman'larin tertip, imla ve insa
tarzlarinda koyduklari kaidelerdir. Konulan bu kaideler, bu
nisancilarin haleflerince de aynen tatbik edilmistir. Meselâ,
Tacîzâde Cafer Çelebi, Koca Nisanci Celâlzâde Mustafa Çelebi,
Ramazanzâde, Okçuzâde, Hamza Pasa'nin kendilerine mahsus ferman
ve mensur yazis tarzlari vardir.
Onyedinci asir sonlarinda kaleme alinmis Tevhiî Abdurrahman Pasa
Kanunnâmesinde, Nisancilara mahsus olan kiyafe't söyle tarif
edilmektedir. Mücevveze sarik sarar, sof üstlük, lokmali kutnî,
iç kaftani ve orta abayi giyer, orta raht vururdu. Ayrica bu
kanunnamede Nisancilarin 400 akçelik haslari oldugu ye Sadr-i
â'zamla her vakit görüsebildikleri kayitlidir. Bundan baska
Eflak-Bogdan voyvodaliklari ile Erdel Kralinin tevcihinden
dolayi muayyen bir gelirleri mevcuttur.
Osmanli merkez teskilatindaki bu mühim memuriyet, 1836'da
kaldirildi. Yerine getirildigi görevler de defter eminligine
devredildi. Önemli fermanlara Bab-i âlî, diger fermanlara ise
defter eminliginde Tugra-nüvis denilen memurlar tarafindan tugra
çekilmeye baslandi. 1838'de ise tugra-nüvislik de kaldirildi ve
Bâb-i âli ile birlestirilerek tugra çekme isi, Bâb-i âli
dairelerinde yapilmaya baslanildi. Daha sonra, nisancilik sadece
paye olarak verildi.
Tazminattan sonra ise, nisanciligin vazifeleri birkaç memuriyete
dagitildi. Asli vazifeleri Mabeyn baskatipligi ile Hariciye
nazirligina, diger önemsiz vazifeler ise maliye ve defteri
hakanî dairelerinde yerine getirilmege baslandi. |