Osmanlilarda bütün dînî, fennî, sosyal ilimler ve teknik
bilgiler kurulusundan sonuna kadar her seviyede ögretilip,
tatbik edilerek, yayildi. Osmanli Devletinin kurulusunda,
kurucularin etrafinda Anadolu Selçuklulari devrinde yetisen âlim
ve velîler vardi. Osman Gâzi dâhi, devrin seyhlerinden olan ve
bölgede büyük îtibar görüp, hürmet edilen Seyh Edebâlî'nin
talebesi ve dâmâdiydi. Osman Gâziden sonra pâdisâh olan Sultan
Orhan Handan Vahideddîn Hana kadar bütün Osmanli sultanlari ilme
hizmet edip, mesgul olan âlimlere hürmet göstererek onlarin
teveccühünü kazanmislardi. Memleketin her tarafi ilim yuvasi
müesseselerle donatilarak, isik ve feyz kaynagi olmustur.
Osmanlilar devrinde yapilan mektep ve medreselerden, yazilan
kitap ve diger eserlerin bâzilarindan hâlâ faydalanilmaktadir.
Osmanlilar devrinde dînî ilimlerden; ilm-i tefsir, ilm-i usûl-i
hadis, ilm-i hadis, ilm-i üsûl-i kelâm ilm-i kelâm, ilm-i usûl-i
fikih, ilm-i ahlâk da denilen ilm-i tasavvuf, ilm-i kiraat,
akâid, belâgat, ilm-i Kur'ân, ilm-i ferâiz, fennî ve sosyal
ilimlerden de; riyâziye (matematik), hendese (geometri), heyet (astronomi)
ilm-i nebâtat (botanik), hikmet-i tabi'iyye (fizik), ilm-i kimyâ
(kimyâ), ilm-i tip, mantik, felsefe, içtimâiyet (sosyoloji),
Dogu ve Bati dilleri ve edebiyati, Slav dilleri, cografya, târih,
lügat dâhil bütün ilimler tahsil edilirdi. Bu ilim sahalarinda
her devirde pekçok âlim yetisip, kiymetli eserler birakarak,
ilme hizmet ettiler.
Osmanlilarin kurulusundan îtibâren dînî ve hukûkî sahada yetisen
meshur ilim adamlari ve eserlerinden bâzilari: Serefüddîn
Dâvûd-i Kayserî (vefâti 1350), Iznik Medresesi
müderrislerindendi, on üç kadar eser yazdi. Seyh-ül ekber
Muhyiddîn-i Arabî hazretlerinin Fususü'l-Hikem adli meshur
eserini Matlau Husus-il-Kilem fî Meânii Fusus-il-Hikem adiyla
serh etti, yâni açikladi. Molla Fenârî (vefâti 1431) yüzden
fazla eser yazdi. En meshur eseri Fusus-ül-Bedâyi li
Usûl-is-Serayi. Ibn Melek Izzuddîn Abdüllatif (vefâti 1394),
müderris olup, fikihtan Mecmau'l-Bahreyn ve Mülteka'n-Nehreyn,
Menzilül Envâr, hadisten Mesârik-ül-Envâr. Hizir Bey (vefâti
1459) ilim dagarcigi lakâbiyla taninir. Istanbul'un ilk
kâdisidir. Yetistirdigi talebelerinden Muslihuddîn-i Kastalânî,
Hocazâde, Tâcizâde, Hatipzâde, Muarrifzâde, Kâdizâde-i Rûmî,
Mûsâ Pasa ve Tazarruat sâhibi Sinan Pasa meshurdur. Molla Hüsrev
(vefâti 1480) Dürer, Gurer, Mirkat, Mir'at eserlerinin sâhibidir.
Hocazâde Muslihüddîn Mustafa (vefâti 1488), Tehâfüt sâhibidir.
Sinan Pasa (vefâti 1486) Tazarruât, Tezkiret-ül-Evliyâ
eserlerinin sâhibidir. Ali Kusçu (1397-1474), dînî ve fennî
ilimlerde eser sâhibidir. Zîc-i Gurgâni'yi tamamladi. Müderristi,
Risâle-i Muhammediye ve Risâle-i Fethiyye eserlerinin sâhibidir.
Molla Lütfi (vefâti 1495), müderristi. Hendeseden Târif-ül
Mezbah, Mevzuat ve daha birçok kitabi vardir. Müeyyedzâde
Abdurrahman (vefâti, 1516), Mecma-ül-Fetâve, Cüz'ü Lâyetecezza
eserlerinin sâhibidir. Âli Cemalî Efendi (vefâti 1520). Zenbilli
Âli Efendi adiyla da taninan meshur seyhülislâmdi. Muhtarat
fetvâlarinin toplandigi eseridir. Ibn-i Kemâl Ahmed Semseddîn
Pasa (vefâti 1536), (Müftiüs-sekaleyn yâni insan ve cinin
müftüsü ünvâni sâhibidir. Seyhülislâmdi. Üç yüz kadar eseri
vardir. Atufî Hayreddîn Hizir (vefâti 1541) Arap edebiyatinda,
tefsir, hadis ve kelâmda ihtisas sâhibiydi. Ravz-ul-Esnan fî
Tedbir-i Sihhat-i Lebdan adli tibbî eserinin yaninda daha on bes
kiymetli telifi vardir. Kinalizâde Ali (vefâti 1565), müderristi.
Ahlâk-i Alâî, Tabakât-i Hanefiyye, Durer ve Gurer Hâsiyesi ve
daha on kadar eseri vardir. Tasköprülüzâde Ahmed Îsâmüddîn (vefâti
1561), Sakayik-i Nu'mâniye, Mevzuat-ül-Ulûm adli telifleriyle
taninir. Celâlzâde Sâlih Efendi (vefâti 1565), müderristi. On
dört kadar eseri vardir. Câmi-ül-Hikâyat Tercümesi, Târih-i
Misr-i Cedid, Târih-i Budin, Fetihnâme-i Rodos, Mohaçnâme
eseriyle taninir. Ahmed Cevdet Pasa (1823-1894) Mecelle'yi
hazirlayan heyetin baskani olup Kisas-i Enbiyâ ve Malûmat-i
Nafi'a eserleri meshurdur. Diger ilim ve teknik sahalarda da
pekçok âlim yetisip, kiymetli eserler vermislerdir. Edebiyat;
yedi yüz yila yakin iktidarda kalan ve dünyânin en büyük devleti
olan Osmanli Devleti; basta pâdisâhlar olmak üzere pekçok sâir
ve edib yetistirdi. Dünyânin en verimli lisanlarindan olan
Osmanlica yazi ve dilini gelistirdi. Yazma ve basma pekçogu
Türkiye kütüphâne ve arsivlerinde olmak üzere, dünyânin her
tarafinda pekçok Osmanlica eser vardir. Osmanlica; devlet
lisaniydi. Osmanli sultanlari halîfe ünvânini da tasidiklarindan
Osmanli Türkçesiyle yazilip basilmis eserler dünyânin dört bir
tarafina yayilmistir. |