"Tanrim, ben Türk'üm. Türkçe yazmak
istiyorum. Benden iltifatini esirgeme".
"Ilimsiz siir, esasi yok dlvar olur ve esassiz divar
gayette bi-itibar olur...".
Fuzulî, en büyük sairlerimizden biridir. Azerî lehçesiyle
yazmistir. Fakat o bütün Türk dünyasinda okunmus, anlasilmis,
sevilmistir. Ama asil söhretini ve tesirlerini daha çok
Osmanli sinirlari içinde yapmistir.
Fuzulî'nin hayatihakkinda bilgimiz azdir. Dogum tarihi
bilinmiyor. Fakat 1556 yilinda Irak'i kasip kavuran bir veba
salgininda öldügü zaman 60 yasini geçtigi tahmin
edilmektedir. Oguz Türkleri'nin Bayat boyundan oldugu
bilinen Fuzulî, hemen hemen bütün ömrünü Hille, Bagdad ve
Kerbelâ sehirlerinde geçirmistir.
Kanunî Sultan Süleyman 1534'de Bagdad'i fethettigi zaman,
Fuzulî, "Geldi bur el evliyaya padisahi namdar" misrai ile
tarih düsürmüstür. Bu misranin bulundugu kasidesini padisaha
sunmus, ayrica veziriazam, vezir, nisanci ve kazaskere de
kasideler yazmistir. Fakat hayati boyunca sikintilar içinde
yasadigi, belirli bir geliri olmadigi anlasiliyor.
Kanunî'nin emriyle Evkaf gelirleri 'zevaid'inden baglanan 9
akçelik maasini bile alamamistir. Fuzulî'nin bu vesile ile
yazdigi ve Nisanci Celâlzade Mustafa Çelebi'ye sun dugu "Selâm
verdim rüsvet degildir deyü almadilar..." yolundaki
sikâyetnamesi, onun bu sikintisini çok iyi anlatmaktadir.
Fuzulî kendisini çok iyi yetistirmis âlim bir sairdir: "Aklî
meselelerde filozoflarin muh telif hükümlerinin yakasina
yapisirim; naklî meselelerde hukukçularin anlas mazliginda
imtiyaz dâvasinda bulunurum" diyor. Ayrica, "Ilimsiz siir,
esasi yok divar olur, esassiz divar gayette bî-îtibar olur"
dedikten sonra, "Ilimsiz siirden ruhsuz ka lip gibi" nefret
ettigini bildiriyor.
Ana dilinin Türkçe oldugunu her firsatta söyleyen Fuzulî,
Oguzca'nin Anadolu sivesin den biraz degisik olan Azerî
lehçesiyle yaz mistir ki bugün de Kerkük Türkleri bu Türk çe
ile konusurlar. Arap ve Fars dillerini de iyi bilirdi ve
Türkçe'den baska bu dillerde de eserler vermistir.
Daha çok gazel sairi olarak taninir ama her tür siir
yazmistir. Gençlik devrinde yaz digi siirlerde beserî aski
anlatmis, ama da ha sonra bunu birakip tasavvufî aski isle
mistir.
Fuzulî bir ask ve izdirab sairidir. Ayrilik, dert ve
üzüntüyü arayan sairdir. Aci çekme ,nin insani
olgunlastirdigini söyler, inancina göre insanin kaderinde
hayatta aci çekmesi yazilidir. Onun siiri tam anlamiyla
liriktir. Dü sünce, heyecan aci üzüntülerini oldugu gibi
okuyucunun yüregine aktarir. Ona göre ask bir siir yazma
gücü, yasamanin anlami ve ay ni zamanda bir çesit ahlâktir.
Fuzulî'nin Türkçe divani 100 defadan faz la basilmis, hemen
hemen bütün Bati dilleri ne, bu arada Rusça'ya çevrilmistir.
"Leyla ve Mecnun" adli manzum romani Rusya'da ope ra olarak
bestelenmistir.
FUZULÎ'nin Türkçe eserleri
Fuzulî'nin Türkçe, Arapça ve Farsça eser ler verdigini
yazmistik. Türkçe eserleri sun lardir: o Divan: Sairin kendi
eliyle tertipledigi bu Türkçe divanda, düz yaziyla yazilmis
bir ön sözden sonra 9 na't, 27 kaside, 302 gazel,
musammatlar, kita ve rubailer yer alir.
Leyla ve Mecnun: En ünlü mesnevisi (manzum romani) budur.
Türk, Arap ve Fars edebiyatlarinin ortak konusu olan Leyla
ve Mecnun, Fuzulî'nin kalemiyle en yüksek üs lûp ve anlam
degerine kavusmustur. o Beng ü Bade (Esrar ile Sarap): Sair,
440 beyitlik bu mesnevisinde afyonla sarabi karsilastirir ve
sarabi üstün tutar. Raki, bo za, afyon, bers, nukl, kebab
gibi içecek ve yiyecekleri canlandirir ve bunlarin macera
larini anlatir. o Sohbetü'l-Esmar (Meyvelerin Sohbe ti): 200
beyitlik bu mesnevide bagdaki mey veler karsilastirilir ve
bunlar kendilerini över, birbirleriyle tartisirlar.
Hadis-i Erbain Tercümesi: iranli Ca mi'den yapilan "40 Hadis"
tercümesidir. Bu tercümede Nevâî'nin "40 Hadis"inden de
yararlanmistir.
Hadlkatü's-Süeda (Ulularin Bahçesi): Düz yazi ile
yazilmistir ama arada manzum parçalar vardir. Hz. Hüseyin'in
Kerbelâ'da se hit edilisini anlatir.
Sikâyetname: Fuzulî'nin Nisanci Ce lalzâde Mustafa Çelebi'ye,
Musul Beyler beyi Ahmed Bey'e, Bagdad Valisi Ayas Pa sa'ya
ve Sehzade Bayezid'e yazdigi mektup lar da bulunmustur. Bu
bes mektuptan biri olan ve Celâlzade Mustafa Çelebi'ye
yazilan mektup "sikâyetname" adiyla taninir ve di van
nesrinin en güzel örnekleri arasinda yer alir. Büyük sair bu
mektubunda, elindeki be rata ragmen "Evkaf Zevaidi"nden
kendisine baglanmis olan 9 akçe maasi alamadigini an latir,
iki yüzlü, hak yeyici memurlari hicveder. Bu hiciv onun
nükteci kisiligini ve ince zekâ sini da ortaya koymaktadir.