"Gittin amma ki kodun hasret ile cânı
bile
İstemem sensiz olan sohbeti yarânı
bile"
Sen... Bilir misin içimdeki seni?
Hani bilirsin her kalbin bir köşesinde
bir taht vardır. Her tahtın bir sultanı vardır.
Bilir misin tahtımdaki
seni?
Ben değişmeyen duyguların adamıyım.
Dün olduğu gibi bugün de
aynı..
Yarın da aynı
olacak.
Tahtın sana layıktır sultanım.
Sultan tahta istediği zaman oturur, ya
da oturmaz, taht sultanındır.
Kalp sarayı sevgiyle nefreti,
hoşgörüyle öfkeyi bir arada tutmaz.
Ya sevgi vardır, ya
nefret!
Ama kalp sarayına sevgi oturmuşsa
saygıyı, hoşgörüyü, duayı, ümidi, sevecenliği, ilgiyi ve şefkati yanına
çeker.
Nasıl biri padişah olunca akrabası, eşi
dostu, yakını saraya koşarsa, sultanın etrafında dönüp durur, medet beklerse
sevgi ve nefret de öyledir.
Kalpte bir şey varsa ya sevgi vardır ya
nefret.
Sevgi varsa bütün sevgi unsurları
vardır
Nefret varsa bütün kötü hisler ve
düşünceler...
En azından bizde
böyle.
Sevgim, saygım, duam, şefkatim ve
gözlerimdeki gülümseme bu damla ilk düştüğü günkü gibi.
Böyle devam edecek..
Sen...
Her kimsen..
Mavinin, denizin, kar tanelerinin ve
kar çiçeklerinin, yakamozların, erguvanların, ellerinin, gözlerinin ve
saçlarının yani kalp sarayımın bir köşesindeki tahtının güzelliğiyle
kal.
Mutlu kal...