TURKLERDEKI HASTALIKLAR

Türk insanin kanindaki hastaliklar:
1- Kardan adama tekme atma hastaligi
 2- Yeni atilmis bir betona basma ve isim yazma hastaligi

 3- En iyi arabayi ben kullaniyorum zannetme hastaligi
 4- Kumsalda deve güresi yapma hastaligi
 5- Sahin marka arabayi, Dogan görünümlü yapma hastaligi
6- Meslegimizdeki ünvanimizi ingilizce olarak söyleme hastaligi
 7- Sinyal verir vermez serit degistirip kazaya sebebiyet verdiginde,

 "sinyal  verdik görmüyon mu lan" deme hastaligi
8- Ünlü birini gördügünde onunla fotoraf çektirip çok samimiyiz havasi verme hastaligi
 9- Grup halinde bir meydana konan güvercinlerin üzerine kosup onlari kaçirmaya çalisma hastaligi
 10- Evli olanlarin bekarlara sakin ha evlenme demesi hastaligi
11- Ayni filme giden insanlarin filmden çiktiktan sonra filmibirbirlerine
 helecanla anlatmalari hastaligi

 12- Arabayla yolda giderken tanidik birini görünce arabayi sakadan onun  üzerine dogru sürme hastaligi
13- Evdeki TV kumandasini kimseye vermeyip yaninda bulundurma hastaligi

 14- Genis kaldirimlar varken ille de yoldan yürüme hastaligi


SEVGI SOFRASI

Bir gün sormuslar ermislerden birine:

"Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yasayanlar arasinda ne fark vardir?"

Bakin göstereyim demis, ermis.

Önce sevgiyi dilden gönüle indirememis olanlari cagirarak onlara bir
sofra hazirlamis. Hepsi oturmuslar yerlerine. Derken tabaklar icinde sicak
corbalar gelmis ve arkasindanda dervis kasiklari denilen bir metre boyunda
kasiklar gelmis.

Ermis, "Bu kasiklarin ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de
sart koymus. Peki demisler ve icmeye tesebbüs etmisler.

Fakat o da ne? Kasiklar uzun geldiginden bir türlü döküp sacmadan
götüremiyorlar agizlarina. En sonunda bakmislar beceremiyorlar, öylece ac
kalkmislar sofradan.

Bunun üzerine simdi demis ermis, sevgiyi gercekten bilenleri cagiralim
yemege. Yüzleri aydinlik, gozleri sevgi ile gülümseyen
isikli insanlar gelmis oturmus sofraya bu defa.

"Buyurun" deyince, herbiri uzun boylu kasigini corbaya daldirip,
sonrada karsisindaki kardesine uzatarak icirmis. Böylece her biri digerini
doyurmus ve sükrederek kalkmislar sofradan iste demis ermis;

'Kim ki gercek SEVGI sofrasinda yalniz kendini görür ve
doymayi düsünürse, o ac kalacaktir ve kimde kardesini dusunur
de doyurursa o da kardesi tarafindan doyurulacaktir suphesiz.

Ve sunu da unutmayin, Sevgi pazarinda alan degil, veren kazanacaktır daima
!!!

>YASAMAK firsattir,yararlanmayi bil.
>YASAMAK güzelliktir,kiymetini bil.
>YASAMAK mutluluktur,tatmayi bil.
>YASAMAK rüyadir,gerceklestirmeyi bil.
>YASAMAK meydan okunmasidir sana,karsi cikmayi bil.
>YASAMAK görevdir,tamamlamayi bil.
>YASAMAK oyundur,oynamayi bil.
>YASAMAK servettir,korumayi bil.
>YASAMAK asktir,sevgidir,keyfini cikarmayi bil.
>YASAMAK bilmecedir,cözmeyi bil.
>YASAMAK hüzündür,asmayi bil.
>YASAMAK verilmis bir sözdür,tutmayi bil.
>YASAMAK sarkidir,söylemeyi bil.
>YASAMAK mücadeledir,kabullenmeyi bil.
>YASAMAK trajedidir,gögüslenmeyi bil.
>YASAMAK sanstir,kullanmayi bil.
>YASAMAK cok kiymetlidir,mahvetmemeyi bil.
>YASAMAK yasamaktir,ugruna savasmayi bil.

>Evliliginden beri evinde kalan babasi yüzünden esiyle sürekli
>tartisiyordu. Esi babasini istemiyor ve onun evde bir fazlalik
>oldugunu düsünüyordu. Tartismalar bazen inanilmaz boyutlara
>ulasiyordu. Yine böyle bir tartisma aninda esi bütün baglari kopardi
>ve "Ya ben giderim, yada baban bu evde kalmayacak" diyerek rest
>çekti. Esini kaybetmeyi göze alamazdi. Babasi yüzünden çikan
>tartismalar disinda mutlu bir yuvasi sevdigi ve kendini seven bir
>esi ve birde çocuklari vardi. Esi için çok mücadele etmisti evliligi
>sirasinda. Ailesini ikna etmek için çok ugrasmis ve çok sorunlarla
>karsilasmisti. Hala ona ölürcesine seviyordu. Çaresizlik içinde ne
>yapacagini düsündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yillar önce
>avcilik meraki yüzünden kendisi için yaptirdigi kulübe tipi dag
>evine götürecekti babasini. Haftada bir ugrayacak ve ihtiyaci neyse
>karsilayacak, böylelikle esiyle de bu tür sorunlar yasamayacakti.
>Babasina lazim olacak bütün malzemeleri hazirladiktan sonra yatalak
>babasini yatagindan kaldirdi ve kucakladigi gibi arabaya atti. Oglu
>Can "Baba bende seninle gelmek istiyorum" diye israr edince onu da
>arabaya aldi ve birlikte yola koyuldular. Karakisin tam ortalariydi
>ve korkunç bir soguk vardi. Kar ve tipi yüzünden yolu zor
>seçiyorlardi. Minik can sürekli babasina "Baba nereye gidiyoruz ?"
>diye soruyor ama cevap alamiyordu. Öte yandan nereye götürüldügünü
>anlayan yasli adamsa gizli gizli gözyasi döküyor oglu ve torununa
>belli etmemeye çalisiyordu. Saatler süren zorlu yolculuktan sonra
>dag evine ulastilar. Epeydir buraya gelmemisti. Baraka tipindeki dag
>evi artik çürümeye yüz tutmus, tavan akiyordu. Barakanin bir
>kösesini temizledi hazirladi ve arabadan yüklendigi yatagi oraya
>itina ile serdi. Sonra diger malzemeleri tasidi en sonda babasini
>sirtlayarak yataga yerlestirdi. Tipi adeta barakanin içinde
>hissediliyordu.Barakanin içinde firtina vardi adeta. Çaresizlik
>içinde babasini izledi. Daha simdiden üsümeye baslamisti.Yarin yine
>gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düsündü. Öyle
>üzgündü ki Dünya basina göçüyor gibiydi. O bu duygular içindeyken
>babasi yüregine biçak saplanmis gibiydi. Yillarca emek verdigi oglu
>tarafindan bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmisti içi
>yaniyordu ama belli etmemeye çalisiyordu. Minik Can ise olanlara
>hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsizca ama dedesinden ayrilacak
>olmanin vermis oldugu üzüntüyle sadece seyrediyordu. Artik gitme
>zamaniydi. Babasinin yatagina egildi yanaklarini ve ellerini
>defalarca öptü. Beni affet der gibi sarildi, kokladi. Artik ikisi de
>kendine hakim olamiyor ve hiçkira hiçkira agliyordu. Buna mecburum
>der gibi bakti babasinin yüzüne ve Can'in elini tutup hizla barakayi
>terketti. Arabaya bindiler. Can yola çiktiklarinda aglamaya basladi
>neden dedemi o soguk yerde biraktin diye. Verecek hiçbir cevap
>bulamiyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu. Can "Baba sen
>yaslandiginda bende seni buraya mi getirecegim" diye sorunca Dünyasi
>basina yikildi. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri
>çevirdi arabayi. Barakaya ulastiginda "Beni affet baba" diyerek
>babasinin boynuna sarildi. Baba ogul siki siki sarilmis ve çocuklar
>gibi hiçkira hiçkira agliyorlardi. Oglu "Baba beni affet, sana bu
>muameleyi yaptigim için beni affet" diye hatasini belli ediyordu..
>Babasi oglunun bu sözlerine en anlamli cevabi veriyordu... "Geri
>gelecegini biliyordum yavrum. Ben babami dag basina atmadim ki, sen
>beni atasin. Beni bu dagda birakamayacagini biliyordum


Bu mizah sayfasi sevde.nl tarafindan hazirlanmistir.@2006