| . |
Bİr KIzIlderİlİ'yİm Ve AnlamIyorum...
Gökyüzünü, toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilirsiniz ya
da satarsınız? Bunu anlamak bizler için çok güç! Bu toprakların her
parçası halkım için kutsaldır. Çam ağaçlarının parıldayan iğneleri,
vızıldayan böcekler, beyaz kumsallı sahiller, karanlık ormanlar ve
sabahları çayırları örten buğu; halkımın anılarının ve geçirdiği
yüzlerce yıllık deneylerin bir parçasıdır. Ormanlardaki ağaçların
damarlarında dolaşan su, atalarımızın anılarını taşır; biz buna inanırız!
Beyazlar için durum böyle değildir. Bir beyaz ölüp yıldızlar âlemine göç
ettiği zaman, doğduğu topraklarını unutur. Bizim ölülerimiz ise bu
toprakları unutmaz. Çünkü Kızılderili gerçek anasının toprak olduğuna
inanır.
Washington'daki büyük beyaz reis, bizden toprak almak
istediğini yazıyor! Bu bizim için büyük bir fedakârlık olur. Büyük beyaz
reis, bize rahat yaşayacağımız bir yerin ayrılacağını, bize babalık
edeceğini, biz Kızılderililerin ise onun çocukları olacağımızı söylüyor.
Bu önerinizi düşüneceğiz! Ama gene de bunun kolay olmayacağını itiraf
ederim. Çünkü bu topraklar, bizim için kutsaldır. Nehirler ve ırmakların
suyu, bizim için sadece akıp giden su değildir; atalarımızın kanıdır
aynı zamanda. Bu toprakları size satarsak, bu suların ve toprakların
kutsal olduğunu çocuklarınıza da öğretmeniz gerekecek. Biz, nehirleri ve
ırmakları kardeşimiz gibi severiz! Siz de aynı sevgiyi gösterebilecek
misiniz kardeşlerimize? Biliyorum, beyazlar bizim gibi düşünmezler!
Beyazlar için bir parça toprağın diğerlerinden farkı yoktur. Beyaz adam
topraktan istediğini almaya bakar ve sonra yoluna devam eder. Çünkü
toprak beyaz adamın dostu değil, düşmanıdır! Beyaz adam topraktan
istediğini alınca, başka serüvenlere atılır. Beyaz adam, annesi olan
toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne alıp satılacak, işlenecek,
yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. O'nun bu ihtirasıdır ki, toprakları
çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir! Beyaz adamın kurduğu
kentleri de anlayamayız biz Kızılderililer. Bu kentlerde "huzur" ve "barış"
yoktur! Beyaz adamın kurduğu kentlerde, bir çiçeğin taç yapraklarının
açarken çıkardığı tatlı sesler, bir kelebeğin kanat çırpışları duyulmaz.
Belki bir vahşi olduğumdan anlayamıyorum ama benim ve halkım için önemli
olan şeyler oldukça başka! İnsan bir su birikintisinin etrafında
toplanmış kurbağaların, ağaçlardaki kuşların ve doğanın seslerini
duymadıkça, yaşamın ne değeri olur? Bir Kızılderili'yim ve anlamıyorum!
Biz Kızılderililer, bir su birikintisinin yüzünü yalayan
rüzgârın sesini ve kokusunu severiz. Çam ormanlarının kokusunu taşıyan
ve yağmurlarla yıkanıp temizlenmiş meltemleri severiz. Hava önemlidir
bizler için. Ağaçlar, hayvanlar ve insanlar aynı havayı koklar. Beyaz
adam için bunun da önemi yoktur! Ancak size bu toprakları satacak
olursak, havanın temizliğine önem vermeyi de öğrenmeniz gerekir.
Çocuklarınıza, havanın kutsal bir şey olduğunu öğretmeniz gerekir. Hem
nasıl kutsal olmasın ki hava? Atalarımız doğdukları gün ilk nefeslerini
bunun sayesinde almışlardır. Ölmeden önce son nefeslerini de gene bu
havadan almazlar mı?
Toprak satmamız için yaptığınız öneriyi inceleyeceğim! Eğer
önerinizi kabul edecek olursak, bizim de bir koşulumuz var; beyaz adam
bu topraklar üzerinde yaşayan bütün canlılara saygı göstersin. Ben bir
vahşiyim ve başka türlü düşünemiyorum! Yaylalarda cesetleri kokan
binlerce buffalo gördüm. Beyaz adam trenle geçerken vurup öldürüyor bu
hayvanları! Dumanlar püskürten bu demir atın bir buffalo'dan daha
değerli olduğuna aklım ermiyor! Biz sadece yaşayabilmek için avladık
buffaloları! Bütün hayvanları öldürecek olursanız nasıl yaşayabilirsiniz?
Canlıların yok edildiği bir dünyada insan ruhu yalnızlık duygusundan
ölür gibi geliyor bize. Unutmayın, bugün canlıların başına gelenler
yarın insanın başına gelir! Çünkü bunlar arasında bir bağ vardır.
Şu gerçeği iyi biliyoruz: toprak insana değil, insan toprağa
aittir! Ve bu dünyadaki her şey, bir ailenin fertlerini birbirine
bağlayan kan gibi, ortaktır ve birbirine bağlıdır. Bu nedenle de
dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır!
Bildiğimiz bir gerçek daha var: sizin tanrı'nız bizimkinden başka bir
tanrı değil! Aynı Tanrı'nın yaratıklarıyız. Beyaz adam bir gün belki bu
gerçeği de anlayacak ve kardeş olduğumuzu fark edecektir. Siz
tanrı'nızın başka olduğunu düşünmekte serbestsiniz! Ama tanrı, hepimizi
yaratan tanrı için Kızılderili ve beyazın farkı yoktur. Ve
Kızılderililer gibi tanrı da toprağa değer verir. Bu toprağa saygısızlık,
tanrı'nın kendisine saygısızlıktır. Beyaz adamı bu topraklara getiren ve
ona Kızılderili'yi boyunduruk altına alma gücünü veren tanrı'nın
kaderini anlayamıyoruz! Tıpkı buffaloların öldürülüşü, ormanların
yakılışı, toprağın kirletilişini anlayamadığımız gibi. Bir gün
bakacaksınız gökteki kartallar, dağları örten ormanlar yok olmuş. Yabani
atlar ehlileştirilmiş ve her yer insanoğlunun kokusuyla dolmuş! işte o
gün insanoğlu için yaşamın sonu ve varlığını devam ettirebilme
mücadelesinin başlangıcı başlamış olacak!.
|
. |