|
Sual: Selefiler, Kadir gecesi hariç, başta Mevlid gecesi
olmak üzere bütün mübarek gecelere bid'at diyorlar. Bu gecelerin
dindeki yeri nedir?
CEVAP
Cuma, bayram ve kandil günleri ve geceleri, Müslümanların
mübarek gün ve geceleridir. Bu mübarek gün ve gecelere kıymet
veren Allahü teâlâdır. Peygamberler de insandır. Ancak Allahü
teâlâ onları kıymetlendirmiş, güzide mevki ihsan etmiştir. Diğer
insanlardan niye ayırt ediliyor denemediği gibi, bazı gün ve
geceleri kıymetli yaratan Allahü teâlâya da bugünleri diğer
günlerden niye ayırdı denemez. Allahü teâlâ, kullarına çok
acıdığı için, bazı gecelere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, dua
ve tevbeleri kabul edeceğini bildirmiştir. Kullarının çok ibadet
yapması, dua ve tevbe etmeleri için bu geceleri sebep kılmıştır.
İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
Ahiret yolcusunun ibadetle ihya edilmesi kuvvetle müstehab olan
mübarek geceleri boş geçirmesi uygun değildir. Çünkü bunlar
hayır mevsimleri ve kârı bol olan gecelerdir. Kazançlı
mevsimleri ihmal eden tüccar, bir kâr sağlayamadığı gibi,
mübarek geceleri gafletle geçiren ahiret yolcusu da maksada
ulaşamaz. Bu geceler: Muharremin birinci gecesi, Aşure gecesi,
Recebin birinci, beşinci ve 27. gecesi ki buna Mirac gecesi
denir. Şabanın 15. gecesi, Arefe gecesi ile iki bayram gecesidir.
(İhya)
Mübarek geceler, İslam dininin kıymet verdiği gecelerdir. Allahü
teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bazı gecelere kıymet vermiş,
bu gecelerdeki, dua ve tevbeleri kabul edeceğini bildirmiştir.
Kullarının çok ibadet yapması, dua ve tevbe etmeleri için bu
geceleri sebep kılmıştır. Bu geceleri ihya etmeli ve gecelere
saygı göstermelidir. (S. Ebediyye)
Bu gecelerin fazileti çeşitli hadis-i şeriflerde bildirilmiştir.
[Diğer maddelere bakınız.]
Mezhepsizlerin hezeyanları
Sual: Peygamberin doğumunu yani Mevlid kandilini kutlamak,
mübarek geceler ihdas etmek bidattir. Hatta bazı İslam
ülkelerinde de böyle bilinir. Çoğunluğa uymak lazım.
CEVAP
İfade tarzınız bir mezhepsizden ziyade bir misyonerin ifade
tarzına çok benziyor. Yoksa mezhepsizler bilmeden misyonerlerin
kuklaları mı oldu? Bir müslüman böyle soramaz. Peygamber
efendimizin... der. Böyle diyorlar, doğrusu nasıldır, gibi
sorular sorar. Siz ise Peygamber, Peygamberin... diyorsunuz.
İfadelerinizden o yüce Peygambere inanmadığınız şüphesi hasıl
oluyor. Biz yine sizin müslüman olduğunuza inanarak, buna göre
cevap verelim.
Vehhabiler ve onlara uyan diğer mezhepsiz ülkeler elbette
Peygamber efendimize olan düşmanlıklarından dolayı mevlide hücum
ederler. Allahü teâlânın o mübarek günlere kıymet verdiği
hadis-i şeriflerle sabit. İnsanlar hiç kıymet vermese ne önemi
var? Dünyada müslümanlar çok azınlıktadır. Müslümanların içinde
tesettürlü olanlar da azınlıktadır. Az olduğu için, insanlar
değer vermediği için kapanmaya Allah da değer vermiyor mu
demektir? Çoğunluğa uymak lazım sözü cahillerin uydurmasıdır.
Kuran-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İnsanların çoğuna uyarsan, seni Allahın yolundan
saptırırlar.) [Enam 116]
Sual: Mübarek gecelerde özel ibadetler yapmak Kuranın
emrine aykırıdır, bidattir. Hatta küfür ve şirktir.
CEVAP
Mevlid geceleri Kuranın emrine aykırı olarak ne yapılıyor
ki? Kuran okunuyor, Resulullah övülüyor, salevat-ı şerife
getiriliyor. Bunlar Kuranın hangi âyetine aykırıdır?
Her gece mevlid okunsa yine mahzuru olmaz. Çünkü ibadet etmek,
mevlid okumak, salevat getirmek yasak edilmiş değil ki. Bidat,
dinin emretmediği şeyi ibadet olarak yapmaktır. Dinimiz, Kuran
okumayı, mevlid gibi ilahileri okumayı bidat mı kabul ediyor da
bidat damgasını basabiliyorsunuz?
Mevlide bidat diyen sadece vehhabiler ve onların izinden giden
mezhepsizlerdir. Hiçbir ehl-i sünnet âlimi mübarek gecelerde
ibadet etmeye bidat dememiştir. Bir tane bile gösterilemez.
Peygamber efendimiz de zaten bu gecelerde ibadet etmeyi övmüştür.
Peygamberimize uymayı da Allahü teâlâ bildirmiştir. Resulüme
uyun buyurmuştur. Resulünün emrine uymaya küfür ve şirk
demek vehhabilikten başka bir şey değildir.
Sual: Peygamber Dine eklenen her şey merduddur demiyor mu?
CEVAP
Siz hadis-i şeriflere de mi inanıyordunuz? Yoksa işinize
gelen hadislere evet, işinize gelmeyene hayır mı diyorsunuz?
Elbette dine eklenen her şey bidattir. Bidat aleyhine
yazdığımız yazılar birkaç cilt olacak kadar çoktur. Çünkü
hadis-i şerifte (Her bidat dalalettir, sapıklıktır)
buyuruluyor. Biz de sapıkların, mezhepsizlerin vehhabilerin
işledikleri bidatleri açıklıyoruz. Dine aykırı olmayan şeye
bidat denmez. Dinin haram kılmadığı şeye haram denmez. Din bir
şeye haram dememişse o mubahtır. Mübarek gecelerde ibadet etmeyi
hangi âyet, hangi hadis yasaklamıştır? O geceler çok ibadet
edilse ne olur ki?
Sual: Allah, kullarına çok acıdığı için, bazı gecelere
kıymet vermiş diyorsunuz. Allah acımaz (acı, elem duymaktır yani
bir nevi zaaftır. Allah ise zaaftan münezzehtir. Niye böyle
söylüyorsunuz?
CEVAP
Demek siz dinden tamamen habersizsiniz.
Bismillahirrahmanirrahim bir âyettir. Bu âyetteki Rahman
ve Rahim kelimeleri esma-i hüsnadandır.
Rahman, dünyadaki her mahluka acıyan,
Rahim, ahirette yalnız müminlere acıyan demektir. Hadis-i
şerifte de buyuruldu ki:
(Merhamet etmeyene Allahü teâlâ merhamet etmez, acımayana
acımaz.) [Buhari]
Kuranda mealen buyuruluyor ki:
(Acıyıp tevbeleri kabul eden ancak Odur. (Allahtır)
[Bekara 54]
Yine esma-i hüsnadan olan, Rauf ismi, çok merhamet eden,
çok acıyan demektir. Hâşâ siz Allahü teâlâyı merhametsiz
acımasız mı sanıyorsunuz, o ne biçim inanış ki öyle?
Sual: Allah neyi kabul edip etmeyeceğini bize Kuranda
bildirmiş. Kadir gecesi hariç hangi gece Kuranda var? Biz
müslümanlar için her gece dua, ibadet, tevbe, istiğfar var. Öyle
değil mi?
CEVAP
Allahü teâlâ neyi kabul edip etmeyeceğini elbette Kuranda
bildiriyor.
İşte âyet-i kerime mealleri:
(Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının!) [Haşr
7]
(O, [Resulüm] vahiyden başkasını söylemez.) [Necm
3,4]
(Resulüme uyun ki, doğru yolu bulun!) [Araf 158, Nur 54]
(Resule itaat eden, Allaha itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
(Allaha ve Resulüne karşı gelen, apaçık bir sapıklıktadır.)
[Ahzab 36]
(Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme
gider.) [Nisa 13,14]
(İhtilaflı bir işin hükmünü Allahtan [Kurandan] ve
Resulünden [Sünnetten] anlayın!) [Nisa 59]
(O Peygamber, güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar.)
[Araf 157]
(Aralarında hüküm verilmek üzere Allaha ve Peygambere
çağırıldıkları vakit: İşittik, itaat ettik demek, ancak
müminlerin sözüdür, işte kurtuluşa erenler onlardır.) [Nur
51]
(Allaha ve Resulüne karşı gelen, bilsin ki, Allahın azabı çok
şiddetlidir.) [Enfal 13]
(Allaha ve Resulüne itaat edin! [uymayıp] yüz çeviren
[kâfirdir] Allah da kâfirleri sevmez.) [Al-i İmran 32]
(Allah ile resullerinin emirlerini birbirinden ayırıp ikisi
arasında bir yol tutmak isteyen kâfirdir.) [Nisa 150,151]
Kuranda, (yalnız Kurana uyun) denmiyor, (Allaha ve Resulüne
uyun) deniyor. Resulünü devreden çıkaran, Kuranın açıklaması
olan hadisleri delil saymayan, Kuranın ifadesi ile kâfir olur.
(Her gece dua, ibadet, tevbe, istiğfar var, öyle değil mi?)
diyorsunuz. Öyle ise hâşâ Allahü teâlâ, Kadir gecesini niye
faziletli kılmıştır, niye bin aydan daha faziletli demiştir?
Demek ki müminlere ikram olsun diye bunu yapmıştır. Onu yapan
Allahü teâlâ, Ramazan gecelerine de Cuma gecelerine de değer
vermiştir, Berat gecesine de bayram gecelerine de değer
vermiştir. Resulün getirdiklerini alın, yasak ettiklerinden
sakının buyurmuştur. Ona itaat bana itaattir
buyurmuştur. Peygamber efendimiz de mübarek gecelerin
faziletlerini hadis-i şerifleriyle açıklamıştır. Kuranı al,
Peygamberi devre dışı bırak. Bu nasıl Müslümanlık?
Sual: Şu anki güya müslümanlar bütün yıl İslamdan bihaber
olup böyle gecelerde camileri doldurur. Hocalar da efsaneler
üfürüp onları hoooop Cennete bilet satar değil mi?
CEVAP
Bütün yıl dua etsin kim karışıyor ki? Allahü teâlâ hangi
gece daha çok ibadet etmeyi yasaklıyor ki? Cuma, bayram geceleri
çok ibadet etmeyin mi diyor da mübarek gecelerde fazla ibadet
etmek bidat olsun?
Hocalara niye hücum ediyorsunuz? Hangi hoca efsane üfürüyor? Bu
hocalara iftira değil mi? Hocalar dini bilmiyorsa siz nereden
biliyorsunuz? Cennete bilet satmak ateist tabiridir, hiçbir hoca
Cennete bilet satmaz.
Sual: Allahın o mübarek günlere kıymet verdiği hadis-i
şeriflerle sabit diyorsunuz. Kuranın ruhuna aykırı hadis de
olsa kabul etmem.
CEVAP
Bu nasıl Müslümanlık? Buna Kuranın ifadesiyle kâfirlik denir.
Dinimizde kudsi hadis diye bir şey var. Söz Allahın, kelimeler
Resulünün. Siz hadis-i kudsileri de mi inkâr ediyorsunuz?
Resulullah namazı Allahın vahyettiği şekilde mi kıldı, yoksa
kendi mi uydurdu? Namaz nasıl kılınır, rekat sayıları nedir,
vacipleri nedir, sünnetleri nedir, mekruhları nedir, namazı
bozanlar nedir? Bunlar açıkça Kuranda bildirilmedi. Allahü
teâlâ bunların hepsini Resulüne bildirdi. O da bize açıkladı.
Eğer Kuranı herkes anlasa idi, Peygambere lüzum kalmazdı, Allah
bir kitap gönderir alın bununla amel edin derdi.
İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:
Nahl suresinin 44. âyetinde, (İnsanlara indirdiğimi onlara
beyan eyle) buyuruldu. Beyan etmek, açıklamak demektir.
Âlimler açıklayabilselerdi ve Kur'an-ı kerimden ahkam
çıkarabilselerdi, Allahü teâlâ Resulüne, sana vahiy olunanları
tebliğ et der, beyan etmesini emretmezdi. (Mizan-ül kübra)
Kuranda yemin kefareti bildirilmiş, fakat oruç kefareti
bildirilmemiştir, onu Resulullah bildirmiştir. Resulünün
bildirdiği her şeyi inkâr mı edeceğiz?
Mübarek gecelerden Kadir gecesinin fazileti Kuranda bildirilmiş,
diğer geceleri ise Resulü bildirmiştir. Resulünün
bildirdiklerini böyle inkâr ederseniz ortada din mi kalır?
Namazı nasıl kılacağız, orucu nasıl tutacağız, zekatı kaçta kaç
vereceğiz? Bunları Resulü, Nahl suresinin 44. âyetindeki emir
gereği açıklamıştır. Siz Allahın bu âyetine inanmazsanız ve
Resulünün açıklamasını kabul etmezseniz, Kadir gecesinden başka
mübarek gece yok derseniz, Resulullahı ve Onun vârisleri olan
İslam âlimlerinin hepsini yalanlarsanız o zaman sizinle nasıl
konuşabiliriz ki?
Siz Allah Resulünü ölçü almıyor musunuz? Sizin âlimlere
itimadınız yok mu? Sizin inandığınız bir mezhep veya bir âlim
var mı? Açıkça konuşun. Biz istisnasız ehl-i sünnet âlimlerinin
hepsini kabul ediyoruz. Dört mezhebi de hak biliyoruz. Siz neye
inanıyorsunuz? Ölçünüz ne?
Kurandan sizin anladığınız ölçü oluyorsa, niye İmam-ı azam
hazretlerinin anladığı ölçü olmasın?
Sizin anladığınız din oluyor da, dört mezhep imamının anladığı
niye din olmuyor?
Siz kimsiniz?
Reşat Halife denilen ve peygamber olduğunu açıklayan bir zındık,
bir 19 hurafesi buluyor ve19 un katına uydurabilmek için Tevbe
suresinin son iki âyetini inkâr etme cüretini gösteriyor.
Bir ateist ve bir misyoner, Kuran Allah kelamı değildir ve
Kuranı Allah korumamıştır, Kuran değişmiştir dedi. Sonradan
(Biz Kuranı indirdik onu koruyacak olan da biziz) diye bir
âyet uydurmuşlardır dedi. Sahabeler Kuranı değiştirdi dedi.
Aslında siz de bunlar gibi demek istiyorsunuz. Çünkü eshab-ı
kiramın ittifakla bildirdikleri hadisleri inkâr edince, onlara
itimat etmeyince, onların ittifakla topladığı Kurana nasıl
inanırsınız ki? Misyonerin bana sorduğu soruyu soruyorum:
Sahabenin Kuranı tam olarak topladığını bana nasıl ispat
edersiniz?
Eshaba itimat etmezseniz hadisleri de inkâr etmeniz doğaldır.
Hadis-i kudsi diye bir şey yok diyebilirsiniz. O zaman Kurana
da otomatikman şüphe ile bakmanız gerekir. Aynı insanların
topladığı Kurana inanıyorsunuz da hadislere niye inanmıyorsunuz?
Onlar Kuranı bildirdikleri gibi, hadisleri de bildirdiler.
Kuranı inkâr, tevatürü inkâr olacağı için küfürdür, hadislerin
de tevatür olanlarını inkâr küfür olur.
Benim size sorum:
Siz niye Resulullaha ve Onun sahabesinin bildirdiklerine
inanmıyorsunuz da yalnız Kuran diyorsunuz? Resulullah, (Allah
böyle buyurdu) diye birçok hadis bildiriyor, (bu âyet) diyor (bu
da kudsi hadis) diyor. Biz onun kudsi hadis dediklerine
inanmazsak, âyet dediklerine niye inanacağız ki? Hâşâ kudsi
hadis konusunda yalan söylerse, âyette de söyler.
Siz bu zihniyet ile 1400 seneden beri gelen âlimleri bir kalemde
sıfırlıyorsunuz. Milyonlarca hadisten inandığınız tek hadis var
mı? Resulullah size göre 23 sene hiç konuşmadı mı? Hep sustu mu?
Allahın emri olan Kuranı açıkla âyetine rağmen emrini
dinlemedi mi? Açıkladı ise nerede bu açıklamalar? Siz niye bu
açıklamalara inanmıyorsunuz? Ve O açıklıyor ki mübarek geceler
şunlardır diyor. Bunu inkâr etmekle elinize ne geçecek?
Resulullaha düşmanlık yapmakla ne kazanacaksınız, siz bir
misyoner misiniz, ateist misiniz? Yoksa Kurana inanan insan
böyle şeyler konuşamaz. Çünkü Kuranın birçok âyetinde
Resulüme uyun, O kendiliğinden konuşmaz, Onun her sözü vahye
dayanır buyuruluyor. Sizin Kurana inanmadığınız pek açık,
inansanız Resulünkilere de inanmanız gerekir.
Sual: Allah, kullarına bildirdiğini sadece Kuran ile
bildirir. Kuran dışılıklarla uğraşmamak gerekir. Öyle değil mi?
CEVAP
Gördünüz işte, bakın, Allah (açıkla) diye emrediyor,
Peygamberi açıklıyor, siz buna Kuran dışı diyorsunuz, açıkça
Allahın açıkla âyetini inkâr ediyorsunuz. (Resulüme
uyun) âyetini inkâr ediyorsunuz. Sizin gibi münkirlere cevap
vermek yersizdir. Ancak bu mailler sitelere konacağı için
yazıyoruz. Yoksa Ebu Cehilin mucizeleri inkâr ettiği gibi siz
de, Kütüb-i sitteyi bir kalemde Kuran dışılıkla suçluyorsunuz.
Bizim size sözümüz yoktur, bizim sözümüz Kurana ve ona inanan
insanlaradır.
Peygamberi inkâr veya aşağılama tehlikeli olduğu gibi aşırı
derecede yüceltme, olduğundan öte ulaşılamayacak bir varlık gibi
göstermek de o kadar tehlikeli!
CEVAP
Hangi müslüman Onu olduğundan daha daha fazla göstermiştir ki?
Onda görülen mucizeleri anlatmak küfür müdür? Elbette mucizeye
hiç kimse erişemez, o erişilemez insan idi, Peygamber idi.
Peygambere erişilir mi? Siz Onu sıradan bir insan gibi
görüyorsunuz. Allahın izni ile bir anda yedi kat semaya gidip
geldi, buna kim ulaşabilir? Allahü teâlâ Ona öyle ulaşılamayacak
vasıflar vermiş ki bütün Peygamberler bile gıpta ediyor ve sizin
gibiler de Onu o kadar yüceltmeyin kâfir olursunuz diyor.
Ben hadisi inkâr edebilirim ama bu benim Dinden çıkmamı
gerektirmez. Çünkü Peygamberin gerçekten dediğini bilmiyoruz.
CEVAP
O zaman hiçbir hadis-i şerife inanmayın. Peki Kur'ana ilave veya
çıkarma yapılmadığını nereden biliyorsunuz? Allahın dediğini
gerçekten bilmiyorsunuz. Sahabeler ittifak etti diye kabul
ediyorsunuz. Ama kimi de sizin hadis mantığını ölçü alarak biz
Kur'anın tamamının yazıldığını nereden bilelim, keçi yemiştir,
yanmıştır, yırtılmıştır diyorlar. Tevbe suresinde de eksiklik
var diyorlar. Peygamberin söylediğini bilmiyorsunuz da Allahın
söylediğini nereden biliyorsunuz? Sahabeler derseniz hadisi de
sahabeler bildirdi. Birine inanıp ötekine inanmamak akıl işi
değildir.
Kuran varken mezhebe de lüzum yok. Hadislere değil, Kur'ana
uymak gerekir. Böyle değilse ispat edin.
CEVAP
Hadisler, Kurandan ayrı değildir. Kuran-ı kerimin
açıklamasıdır. Allahü teâlâ buyurdu ki:
(Resule itaat eden, Allaha itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
(Peygamberin emrine uyun, yasak ettiklerinden sakının!)
[Haşr 7]
(İndirdiğimi insanlara açıkla!) [Nahl 44]
Âlimler de, âyetleri açıklayıp Kur'an-ı kerimden hüküm
çıkarabilselerdi, Allahü teâlâ Peygamberine, (Sadece sana vahiy
olunanları tebliğ et) derdi. Ayrıca açıklamasını emretmezdi.
Resulullah, Kur'an-ı kerimde, kısa ve kapalı olarak
bildirilenleri açıklamasaydı, Kur'an-ı kerim kapalı kalırdı.
Hadis-i şerifler olmasaydı, namazların kaç rekat olduğu, nasıl
kılınacağı, rüku ve secdede okunacak tesbihler, cenaze ve bayram
namazlarının kılınış şekli, zekat nisabı, orucun, haccın
farzları, hukuk bilgileri bilinmezdi. Yani hiçbir âlim, bunları
Kur'an-ı kerimden bulup çıkaramazdı. Bunları Peygamber efendimiz
açıklamıştır. Mezhep imamları, hadis-i şerifleri açıklamasaydı,
sünnet kapalı kalırdı. Sünneti, müctehid âlimler açıklamış,
böylece mezhepler meydana çıkmıştır.
Mezhep nedir? Bir müctehidin edille-i şeriyyeden elde ettiği
bilgilere, o müctehidin mezhebi denir. Sahabelerin tamamı
müctehid idi. Hepsinin de mezhebi vardı. Bu mezheplerden yalnız
dördü kitaplara geçip, dünyanın her yerine yayıldı. Dört mezhep
arasında amelle ilgili farklı ictihadlar, işlerimizi
kolaylaştırmaktadır. Her Müslüman, durumuna göre, kendisine
kolay gelen mezhebi seçer.
Allahü teâlâ dileseydi, Kuran-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde,
her şey açıkça bildirilirdi. Böylece, mezhepler hasıl olmazdı.
Kıyamete kadar, dünyanın her yerinde, her iklim ve şartta, her
müslüman için tek bir nizam olurdu. Müslümanların halleri,
yaşamaları güç olurdu.
Allahü teâlâ ve Resulü, müminlere merhamet ettikleri için, bazı
işlerin nasıl yapılacağı, Kuran-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde
açık bildirilmedi. Açıkça bildirilse idi, öylece yapmak farz ve
sünnet olurdu. Farzı yapmayanlar günaha girer, kıymet
vermeyenler de kâfir olurdu.
Bugün dört mezhepten birine uymak gerekir. Çünkü, Eshab-ı
kiramın ve diğer müctehidlerin mezhepleri tam olarak bilinmiyor.
Dört mezhep, tam bilindiği ve kitapları her yere yayılmış olduğu
için, dört mezhepten birine uymak şarttır. Mezhepler rahmettir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Âlimlerin farklı ictihadları, [mezheplere ayrılmaları]
rahmettir.) [Beyheki]
(Âlimlere tabi olun!) [Deylemi]
(Âlimler, Peygamberlerin vârisidir.) [Tirmizi]
Bir Müslüman, kendi mezhebine göre ibadet yaparken, bir meşakkat
hasıl olursa, başka bir mezhebe uyarak, bu işi kolayca yapar.
Mesela Şafiiler, hacda kadına dokununca abdestleri bozulur.
Bunun için Hanefiyi taklit ederek haclarını yapıyorlar. Bu
apaçık bir rahmettir.
Bazıları da, (Mezhep gereksizdir, Peygamber ve Sahabenin mezhebi
mi vardı?) diyor. Bu söz, (Kuvvet komutanı, hangi bölüğün
eridir?) veya (Fizik öğretmeni, hangi sınıfın talebesidir?)
demeye benzer. Çünkü Sahabenin her biri, mezhep imamı idi.
Resulullah efendimiz ise, kâinatın hocası idi.
Mezhepsizler kendisini Resulullah gibi zannedip, o sünni veya
şii değildi biz de öyleyiz diyorlar. Temsilde hata olmasın,
Resulullah genel kurmay başkanıdır, ondan başka ordunun başı
yoktur. O hangi ordunun subayıdır denmez. Kuvvet komutanı da
denmez. O onlardan da üstündür. Mezhep imamları kuvvet
komutanları gibidir. Mezhebe tâbi olanlar da diğer askerler
gibidir. Bir askerin kendisini kuvvet komutanı gibi görmesi yani
İmam-ı azam gibi görmesi çok anormal bir şeydir. Yahut daha
ileri giderek genel kurmay başkanı gibi görmesi deliliktir.
Mezhepsizler de Peygamber sünni veya şii değildi biz de öyleyiz
demeleri Onunla boy ölçüşmeye kalkmak olur. Bu dünya işlerinde
bile böyle iken, yani bir er, genel kurmay başkanı ile mukayese
bile edilmezken, nasıl olur da özel peygamberlik verilen bir
kişi ile mezhepsiz insan mukayese kabul eder?
Bir de bir subay general oluncaya kadar hangi sınıfta ise onun
adı ile söylenir. Mesela Topçu albay, piyade yüzbaşı gibi.
General olunca artık sınıfı olmaz. Sınıflar üstüdür. Bir er veya
astsubay veya subay çıkıp da, generalin sınıfı yok o da insan
benim niye sınıfım var diyemez. Bunun gibi bir kimse de eshab-ı
kiramın mezhebi yoktu, imam-ı Evzainin mezhebi ne idi diyemez.
Onlar müctehiddir, müctehidin mezhebi kendi mezhebidir. Nasıl
generallerin sınıfı yoksa mutlak müctehidlerin de mezhebi kendi
mezhepleridir. Sen kalkıyor İmam-ı azam ile falan değil bizzat
Resulullah ile kendini mukayese etmeye kalkıyorsun o sünni şii
değil de ben de öyle olacağım diyorsun, o bize örnek diyorsun.
Örnek alınacak kısmı var, örnek alınamayacak kısmı var. Sen hâlâ
genel kurmay başkanı olmaya Resulullah ile kendini mukayese
devam ediyor musun? Yoksa bir mezhebi kabul ediyor musun?
(Mezhebe, hadislere uymam, sadece Kur'ana uyarım) demek,
(Kanunlara, tüzüklere uymam, Anayasaya uyarım) demek gibi
yanlıştır. Çünkü Anayasada her hüküm, her ceza bildirilmemiştir.
Anayasa, kanunlara havale eder. Kanunlardan da tüzükler,
yönetmelikler çıkmıştır. (Anayasa varken, kanuna lüzum yok)
demek yanlış ise, (Kur'an varken, mezhebe lüzum yok) demek, daha
çok yanlıştır.
Kanunlar, Anayasaya uygunsa, mezhepler de, Kur'an-ı kerime ve
hadis-i şeriflere uygundur. Hiç kimse, (Madem, mezhep, Kur'an ve
sünnetin açıklamasıdır. Ben de açıklar bir mezhep kurarım)
diyemez. Çünkü bir kimsenin, (Doktor olmak, tıp kitabı, kimyager
olmak için de kimya kitabı okumak yeter) diyerek eline aldığı
bir tıp ve kimya kitabı ile doktorluk yapmaya, ilaç imal etmeye
kalkışması ne kadar yanlış ise, (Ben de Kur'andan, hadisten
hüküm çıkarırım) demek daha yanlıştır.
Evet, mezhepsizseniz açıkça söyleyin. Siz generalliğe değil
genel kurmay başkanlığına hatta ondan da ileri gitmeye
çalışıyorsunuz. Peygamberin sünnetini bilemeyiz diyerek ona bile
uymayı kabul etmiyorsunuz. 1400 senedir gelen icmaya karşısınız.
Âlimler dört mezhepte icma etmedi mi? Ben icmaya inanırım
diyorsunuz arkasından ben onun icma olduğunu nereden bileyim
diyorsunuz. Hadise inanırım fakat Buharideki hadislerin sahih
olduğunu nereden bileyim diyorsunuz. Kuranın da Allahın kelamı
olduğunu nereden bileyim diyeceksiniz bu gidişle. Çünkü âlimler
mezhepsizlik dinsizliğe köprüdür buyuruyor.
|